33

Grup Yorum\\\'un davası görüldü

TÜRKİYEHabere git

Grup Yorum\\\'un davası görüldü

Haber Tarihi :

2020-02-14 19:42:53

Haber Beğenisi

  • Bu haber için değerlendirmede bulunan ziyaretçilere göre ortalama puan şu şekilde

    6
    • | Katılım : 2

Grup Yorum üyelerinin duruşması 14 Şubat günü saat 10.00'da Çağlayan Adliyesi'ndeki 37 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesi Adliye önünde ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerinin aileleri, Grup Yorum Gönüllüleri, TAYAD'lı Aileler, sanatçı, şair, yazar ve demokratik kitle örgütü üyesi ve ile temsilcileri katıldığı basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasının ardından duruşmaya geçmek için adliye koridorunda bekleyiş başladı. Duruşma salonun açılmasıyla kitle içeriye alındı. Duruşmada Grup Yorum emekçisi İbrahim Gökçek’de getirildi. 242 gündür ölüm orucunda olan Gökçek’in işkenceye varan yöntemlerle duruşma salonunu getirilmesinin insanı hiç yanının olmadığı uluslararası sağlık kuruluşlarının raporlarıyla da bilinmektedir. 242 gündür ölüm orucunda olan birinin bu şekilde Adliye salonlarına getirilmesinin kabul edilecek hiç bir yanı yoktur.

Grup Yorum emekçileri İbrahim Gökçek, Emel Yeşilırmak, Barış Yüksel ve 4 devrimci aralarında bulunduğu dava, aylar süren tutukluluğun ardından İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 14 Şubat günü başladı. Halkın sanatını yapan Grup Yorum’un bas gitaristi İbrahim Gökçek, tutuklu bulunduğu hapishanede 242 gündür, Yorum solisti Helin Bölek’te 239 gündür adil yargılanma talebi ve çalışmalarını yaptığı İdil Kültür Merkez’inin Kültür Merkezi’nin sürekli polisçe basılmasına karşı ölüm orucunda. İnsanı temel hak olan ve İbrahim Gökçek’in adliyeye ambulansla getirilme talebi red edildiği, Gökçek’in ayrı bir araçla getirildiği bildirildi.

Müvekkillerini savunmak için duruşma salonunda hazır bulunan Avukat Yaprak Türkmen, mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini vurgulayarak duruşmanın başında reddi hâkim talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı, birkaç dakika içerisinde verdiği kararla talebin “kötü niyetli ve yargılamayı uzatmaya dönük olduğu” gerekçesiyle reddetti.

Birkaç dakika içinde alınan ve hukuku ayaklar altına alan bu karar ile Türkiye’de adaletin nasıl işlediği bir kez da görüldü. İşte adaletin işlemediği bu ülkede bu yüzden sanatçılar bedenlerini ölüme yatırmaktadırlar.

Görülen duruşmada Grup Yorum emekçileri İbrahim Gökçek, Emel Yeşilırmak ve Barış Yüksel savunmalarını yaptılar. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıklayarak, Barış Yüksel’in adli kontrol ile tahliye edilmesine ölüm orucunda olan İbrahim Gökçek ve Grup Yorum üyesi Emel Yeşilırmak'ın tutukluluğunun devamına karar verdi. Duruşmanın ise 26 ile 27 Mart 2020 tarihine ertelenmesine karar verildi.

Kararın ardından mahkemeye katılan kitle İbrahim Gökçek’i sloganlarla uğurladı.

Bu gün görülen duruşmada İbrahim Gökçek tarafından yapılan savunmayı yayınlıyoruz:

İbrahim Gökçek; “242 gündür ölüm orucu dayım. Adalet istiyorum. Bir halk sanatçısı olarak yaşamak istiyorum. Bnun önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyorum. İddianame ve mahkeme arasında süre yaklaşık 152 gündür. Ayrıca biz dosya istedik ve salı günü geldi ve 1000 sayfadan oluşuyordu. Bu dosyayı bu kadar kısa sürede incelemek mümkün değildir. Bu anlamda savunmayı istediğimiz gibi hazırlayamadık. Ancak buraya kadar geldim ve bir kez daha gelebilir miyim? Burada avukatlarım, bu mahkemeyi izlemeye gelen aileler ve sanatçılar beni görebilir mi bilemiyorum? Ölebilirim! Sakat kalabilirim! Hafızamı kaybedebilirim. O yüzde benim söylemek istediğim bir şeyler var. Benim de sizden ricam sonuna kadar dinlemenizi istiyorum. Biraz bu süreci anlatmak istiyorum. Öncelikle herkese buradaki herkese teşekkür ediyorum tek tek. Çok şey var anlatılacak. Gerçekten hesabı sorulacak çok şey var. 242 gündür adalet için bekliyoruz. Ben kimim İbrahim Gökçek 15 yıllık Yorum emekçisiyim. Pir Sultan nasıl sanat yaptıysa aynısını yapmaya çalıştım. Saray soytarısı olmadık. Besteler yaptım basgitar çalıyorum 15 yıldır. Ülkemde 60 dan fazla şehre gittim. Onlarca ülkeye gittim. 100 binlere konser verdim. Milyonlara ses olduk. 2016 OHAL’le kadar böyle devam etti. 15 Temmuz 2016’da Hatay Samandağ’da 40 bin kişiye konser verdim. Ve konserden önce böyle yapmayacaksınız diyen polisler vs hepsi bir anda ortadan kayboldular. Ancak 2017 yılında Grup Yorum’a büyük bir siyasi linç başladı. FETÖ’nün başlattığı darbeyi fırsat bilen AKP halka ve muhalefete saldırmaya başladı. İdil Kültür Merkezi 12 defa basıldı. 12 defa basılır mı? Enstrümanlar parçalanır mı? Gitarlarımız parçalandı. Bergün'ün saçları yolundu. 19 yüz yılda Amerika’nın Kızılderililerin derilerini yüzer gibi Bergün’ün saçını yoldular. Nasıl bir düşmanlık bu? Ne yaptık biz. Tüm bunları türküler söylemeye devam ettiğimiz için oldu. Ben türkülerin susturulmasını hapsedilmesini kabul etmiyorum. Bu dava sadece Berk Ercan veya Ceyhun Bay isimli gizli tanıkların tanıklık etmesi değil onlar olmasaydı bu davalar olacaktı. Onlar figür biri silahla yakalanmış diğeri çeteci kendini kurtarmak için at iftiraları yaz sayfalarca ifade çık işin içinden. Bu süreç geçtikten sonra emin olun ilk sizi satacaklar. Artık ruhlarını satmışlar çukur bile değiller. Ben adalet istiyorum. Sahibi olduğum kültür merkezi zırt pırt basılmasını istiyorum. Arkadaşlarım serbest bırakılsın. Biz Alişan gibi dolar dağıtmıyoruz. Biz Yavuz Bingöl gibi yamanmıyoruz. Bizim en fazla aldığımız para 10 bindir. Ama biz fazlasını almayız göz koymayız. Böyle bir grubu yargılıyorlar. İşkence ediyorlar. Konser Yasakları son bulsun istiyoruz. 21.yüzyıldayız konserler yasaklanıyor. Hakkımızda listeler çıkarılıyor. Texas'mı burası? Elimize silah mı aldık, katliam mı yaptık? “Gereken neyse yapılacak” diyip ahkâm mı kestik? Ücretsiz orkestra kurduk suç dediler. İstanbul Emniyeti aileleri arayıp tehdit ediyor. Bu nasıl bir düşmanlıktır? Biz bunları yapmadık. Bunları yapmadığımız için buradayız. Yoksa hakkımızda bir şey yok. Saldırılar bundandır. Bugün 14 Şubat sevgililer günü. Ama benim evlilik yıldönümümde bu mahkemede eşimle yargılanıyorduk. Eşimle dışarıda belki eli elimde bir turşu suyu içmek kısmet olurdu. Bunun için de ayrı bir duygusallıktır, belirtmek istiyorum. 5 yılımızın 4 yılı hapiste geçti. Lanet olsun. 1000 sayfa incelemek çok mümkün olmadı. Asıl savunma için süre istiyoruz. Biz halk sanatçısıyız. İddianame uyuşturucu tacirleri suçluların bilgileri üzerine hazırlanmıştır. Bizim yaptıklarımızla ilgisi yoktur. Biz ücretsiz kurs veririz, ücretsiz konser veririz. Büyük organizasyon şirketlerinin yaptığını biz ücretsiz yapıyoruz. Burada kısaca bir şey demek istiyorum. Hakkımda iddia edilen yalanlara, bu davanın hukuksuz olduğunu anlatmak istiyorum.

Borçsa borç yaparız. Kitap bastık sattık. Bunu da bizi suçlayanlar iyi bilir. Ama deniliyor ki; “onlar gitmiş para almışlar”. Hepsine yeri geldiğinde cevap vereceğim. Mevcut yasalara göre bir hukuk olsa biz burada olmayacaktık. Dışarıda konser verip, sevdiklerimizle olacaktık. 3 - 5 tane itirafçının söylemleri halka mal ederek bir gurubu suçlamak için delil sayılamaz. Halkın sanatçıları kriminalize edilip hapse atılamaz. Neye yaramıştır bu süreç? Grup Yorum sustu mu? Yorum çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Grup Yorum hangi yasaya göre yasaklanmaya çalışılıyor? Yorum bestelerini yapmaya devam etti ve ediyor da! 10 tane beste yaptım. Elazığ depreminde insanlar ölüyor, insanlar açıkta. 2017 yılına kadar ben sokaktaydım, dolaşıyordum. Ama birden bir sabah uyanıyorsunuz; isminiz listede yer alıyor! En azılı düşmanım bile umarım bunu yaşamaz. Kimdir terörist? Sanat yapanlar mıdır? Yoksa ortalıkta mehter marşıyla gezenler mi? Biz değiliz. Nazım'a terörist diyorlardı! Şimdi bize diyorlar. Cumhurbaşkanı onun şiirlerini okuyor. Ben kaçmadım kültür merkezindeydim. Oradan gözaltına alındım. Sanatını yapmaya devam ettim. Grup Yorum böyle bitmez. Yorum kurulduğunda ben 5 yaşındaydım. Şimdi 35 yaşındayım! Yarın iktidardaki AKP kalmaz. Kaç iktidar geldi geçti? Ancak bizler  kalmaya devam edeceğiz. Grup Yorum böyle susmaz susturulamaz. Hele hele sanatını yapmak için ölümü göze almışsa hiç susturulamaz. Bunun kanıdı Helin Bölek ve Bahar Kurt’tur.  Onlar da benimle aynı gerekçe ile aynı iddialardan tutukluydu. Arkadaşlarım tahliye oldular. Helin ölüm süresiz açlık grevini ölüm orucuna çevirdi. Bize deniliyor ki halk sanatçılığını yapmayın. Biz de buna karşı direniyoruz. Bugünün Türkiyesi’nde sanat yapmak için ölümü göze almak gerektiğini yaşamaktayız. Ama ölmeyi istemiyorum yaşamak istiyorum. Basgitar çalıp konsere çıkmak istiyorum. Bunun koşullarının karşılanmasını istiyorum. Bizim sanatımıza ağır cezalar vererek, silahlarla çalışmalarımızı basarak susturamazsınız. Karşımıza alternatif halkın sanatını koyamayanlar bu baskıları koyuyorlar.

Sona doğru gelirken, Pir Sultanlardan Yılmaz Güney’lere hepsi mücadelemizde yaşıyor. Onlarda, dönemin iktidarından çok çektiler. Biz de bu iktidardan çekiyoruz ama onlar da bizim gibi yaşamaya devam ettiler. Şarkıları, türküleri ve isimleri hala yaşıyor. Yorum bugün Köroğlu veya Ruhi Su’dur ki her geçen gün büyüyor. Biz onlardan güç alıyoruz. Her şey olabilir ama adaletsizliğe boyun eğmeyiz. Eğer düşmansanız bize sizler için bile direniyoruz. Sizden öncekilerin yaşadığı adaletsizlikleri yaşamayın diye direniyoruz. Beste yapmak ve şarkı söylemek istiyorum. Özgürlüğümü istiyorum. Tekrardan bizleri sahiplenen herkese teşekkür ediyorum. Ailelerimize, aydın-sanatçılar, avukatlarımıza ve dostlarımıza teşekkür ediyorum. Yeni konserlerde sahne almak istiyorum. Tahliye ve beraatımı talep ediyorum.”

Duruşmada söz alan Barış Yüksel ise şu şekilde savunmasını yaptı; “Sosyalistiz bu yüzden yargılanıyoruz. ODTÜ bilgisayar mezunuyum. Aynı bölümde yüksek lisans yapıp doktora için çalışıyordum. Biz halkın mühendis mimarları olarak rüzgâr türbini yaptık. Elektrik olmayan köylere su türbini yaptık. Halk bahçeleri yaptık. Ferhat için yürüteç yaptık. Anadolu’yu gezdik. Projelerimiz halkımızla büyüdü gelişti. Bugün burada projelerimiz değil düşüncelerimiz yargılanıyor. Arkadaşlarım gibi düşük ücrete karşı, iş cinayetlerine karşı eylemlere katıldım ve gözaltına alındım. Pankartta sarı kırmızı yazı var diye örgüt üyeliğiyle yargılandık. Sizin cübbenizde de var bu renkler o zaman siz de terör örgütü üyesi misiniz? Konserlerini yıllarca izlediğim Grup Yorum’da 2016’dan beri bateri çalıyorum. Patronların kar hırsına karşı 301 madenci için Ankara garı için şarkılar yaptık. İşte bu yüzden halk için sanat yaptığımız için yargılanıyoruz. Kendi kurumumda enstrümanları ve canımı koruyordum. Gizlenmedim oradaydım. Theodorakis, Nazım ve Neruda gizli yaşamıştır. Böyle dönemlerde bizim gibi yani. Tüm Yorum üyeleri tutuklandı. Konserler yasaklandı bizler de açlık grevine başladık. İbo ve Helin ise ölüm orucuna çevirdi. 1 yıl sonra iddianame yapıldı. Ben bu hukuksuzluklara boyun eğmeyeceğim. Avukatlarımız Mustafa Koçak gibi adalete açım adalet istiyorum. Yaptıklarımın hepsi benim için bir onurdur. 1 yıldır boş bir dosya için tutukluyum. Tahliye ve beraatımı talep ediyorum.”

Grup Yorum solisti Emel Yeşilırmak ise şu sözlerle savunmasını yaptı; “Bugün halkın acılarını sevinçlerini paylaşmak için direniyoruz. Madenciler bizi aradılar konsere çağırdılar ve orada şarkı söyledik diye aranır oldum. Terör yaptığım iddiasıyla başıma ödül konduğumu öğrendim. Emekçinin sesine ses olmanın nesi suç? İçişleri Bakanlığı terör listesinde yer almamızın nedeni ise katletmemize yol açmaktı. Çıkarıldığım mahkemede niye dışarıda değildim diye yargılandım. Nasıl çıkayım dışarıda “etkisiz hale getirdik. İsmi listede yer alıyordu” diyeceklerdi. Bakanlık uyduruk listesi bir de altını çizmiş bu bize bir mesajdı. Mahkûm etmek istiyor. 1 yıldır tutukluyum. Ama savcı 6 dosyaya 2 defa eklemiş. 1 Mayıs’a katıldığım için 5 yıl ceza verdiniz bana. Bir gün hepsinden beraat edeceğim. İddianame yer alan Tavır dergisi 40 yıldır yayınını sürdüren dergidir. Yasal olarak onaylı çalışıyor demektir. TÜYAP standına da gittik yasa dışı olması söz konusu değildir. 800 dergi CIA tarafından çıkarılıyor. Gözaltına alındığım İbo abi en eski Yorum üyelerinden biridir. Ümit abi sosyalist bir şairdir. Nazım’da bedenini ölüme yatırdı. Sürgünlerde yaşadı bizim gibi. Yorum bugün konser salonunda değil direniş salonlarındadır. Bugün bütün bir halkın yüreği bizimledir.”

Gerek Türkiye hapishanelerinden gerek ise dışarıda ölüm orucunu devam eden Helin Bölek’in ölümlerin meydana gelmesini istemiyorsak direnişe ses verip haklı taleplerinin kabul edilmesini istemeye devam edelim! Yaşatmak için direnişe ses vermekten başka bir çıkar yolu görünmemektedir.

Dogan Presse Agence

Bu içeriğe ait anahtar kelime bunamadı...

Doğan Presse Ajansı

İlkeli ve objektif haberlerin merkezi.

Beni haberdar et

Popüler Kategoriler

Foto Galeri