33

Süleymani Cinayetinin Perde Arkası

DÜNYAHabere git

Süleymani Cinayetinin Perde Arkası

Haber Tarihi :

2020-01-14 03:18:01

Haber Beğenisi

  • Bu haber için değerlendirmede bulunan ziyaretçilere göre ortalama puan şu şekilde

    • | Katılım : 0

Irak’ın başkenti Bağdat’ta ABD tarafından düzenlenen saldırıda öldürülen İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, katledildi. Yapılan katliama tüm ortadoğu’da başta olmak üzere dünyada büyük tepkilere neden oldu. Burjuva basın senaryo üzerine senaryolar yazdı. Yazılan yazılarla, gösterilen ‘delilerle’ çarşaf çarşaf baskıya gönderilen dikte haberlerle Kasım Süleymani’nin ne kadar da kötü biri olduğu vurgulanmaya çalışıldı. Ancak asıl olarak ABD’nin Irak’ta işgal ettiği 2003 yılından bu yana yaptığı, işgal, katliamlar, işkenceler… yani ülkeyi getirdiği halden kimse söz etmemekteydi. Kasım Süleymani’nin katledilmesine ilişkin 10 Ocak günü Hüseyin Vodinalı tarafından Veryansın TV’de bir yazı yayınlandı. Hüseyin Vodinalı’n yazısını yayınlıyoruz:

Süleymani Cinayetinin Perde Arkası

Süleymani neden öldürüldü? Dünyayı sarsan cinayetin perde arkası..

Kaynak, Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi.

Abdülmehdi, Kasım Süleymani’nin katlinin bir kaç gün sonrasında Irak Parlamentosu’nda bir konuşma yaptı.

Fakat bu konuşma, ABD ve maşalarının devreye girmesiyle televizyonlardan canlı yayınlanmadı.

Hatta banttan da yayınlanamadı.

Peki Abdülmehdi neler söylemişti?

İşte o konuşmayı ben bizzat buradan açıklıyorum.

ABDÜLMEHDİ O GÜN NELER ANLATTI

Irak Parlamentosu’nda o gün neler olduğuna da bakmak lazım tabii.

Irak’taki ABD yetkilileri (CIA), Başbakan Abdülmehdi’nin önemli açıklamalarda bulunacağını haber aldı.

Sünni ve Kürt milletvekilleri oturuma katılmadı.

Sadece Meclis Sözcüsü Muhammet el Halbusi oturumu yönetmek için oradaydı.

Aslında Halbusi oturumu yönetmek için değil, Abdülmehdi’nin konuşmasına engel olmak için bizzat ABD tarafından görevlendirilmişti.

Halbusi, Abdülmehdi konuşmasına başlar başlamaz, mikrofonları kesti ve oturumun canlı yayınlanmasına engel oldu.

Abdülmehdi çok öfkeliydi, ne olursa olsun Trump ve diğer Amerikalılarla görüşmelerini tüm Irak halkına açıklayacaktı.

Abdülmehdi’nin o gün yaptığı konuşma hiçbir kayda girmedi.

Ya da öyle sanılıyordu.

Ama o açıklamalar bir şekilde kaydedildi ve işte burada ben kamuoyuna açıklıyorum:

Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi: “Amerika bu ülkeyi mahvetti. Verdiği sözü de tutmadı. Petrolün yüzde 50’si karşılığında alt yapı yatırımlarını, elektrik şebekesini tamamlama sözü vermişti. Ama bunu yerine getirmedi. Ben de bu yüzden bundan bir süre önce Çin’i ziyaret ettim ve elektrik başta olmak üzere altyapı yatırımlarını onların tamamlaması için görüşmelere başladım. Ve bu konuda bir anlaşma da imzaladık. Dönüşümde Trump beni aradı ve bu anlaşmayı iptal etmemi istedi. Bunu reddettiğimde ise, beni büyük sokak olayları çıkarmakla ve devirmekle tehdit etti. Bundan sonra Irak’ta sokak gösterileri başladı. Trump tekrar aradı ve Çin ile olan anlaşmaları fesh etmezsem, yüksek binalara yerleştirecekleri Amerikan keskin nişancılarıyla hem protestocuları, hem de güvenlik güçlerini vuracaklarını söyledi. Bunu da reddettim ve istifamı sundum. Bu olaydan sonra Savunma Bakanım, olaylara üçüncü bir tarafın müdahale ettiğini ve hem protestocuları, hem güvenlik güçlerini hedef aldığını resmen açıkladı. Tam da Trump’ın beni tehdit ettiği gibi olmuştu. Bundan sonra Trump üçüncü kez aradı ve eğer kendilerini deşifre edersem, hem beni, hem de Savunma Bakanı’nı öldürmekle tehdit etti. Bu tehdidin General Süleymani’yi kapsadığını hiç düşünmemiştim. Bu tehditler onun öldürülmesinden bir kaç hafta önce yapılmıştı. Süleymani eğer öldürülmeseydi, geldiği akşamın sabahı onunla buluşacaktık. Bizim Suudilerden alıp, İran’a ilettiğimiz mektuba Tahran’dan cevabi mektubu getirmişti Süleymani.”

Bu ifadeler gerçekten tüyler ürpertici.

Trump’ın temsil ettiği gücün, haydut/terörist bir güç olduğunu açıkça gösteriyor.

ABD’nin 1977 Taksim, 2009’da Kahire, 2011’de Libya ve Suriye, 2014’te Ukrayna Maydan’da yaptıklarını, yani gizli katillerle, gösterici ve güvenlik güçlerine ateş açarak kaos yaratma taktiklerini, 2019’da bu kez Bağdat’ta uyguladığı, bir ülke başbakanının ağzından o ülkenin parlamentosunda açıklanıyordu.

Bu arada önemli bir ayrıntı da gözlerden kaçmamalı.

Dikkat edin Tahran yönetimi, Süleymani’nin katlinin ardından ABD, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni tehdit etti. Rafineri saldırısı sonrası neredeyse savaşa gireceği Suudi Arabistan’a yönelik bir tehdidi dillendirmedi.

Riyad da, benzer biçimde Süleymani’nin ölümünün ardından dikkatli bir ton kullandı ve olayın bir savaşa dönüşmemesi için elinden geleni yapabileceğini bildirdi.

Muhammet Bin Selman, Washington’a da bir heyet gönderdi.

Washington Post Beyrut Büro Şefi Liz Sly, bu heyetin Amerikan yönetimine “sakın bir savaş çıkarıp bizi toptan mahvetmeyin” mesajı götürdüğünü bildirdi.

Süleymani, Beyrut’tan Bağdat’a Suudi Arabistan ile bir diyalog yolu açmak için gelmişti.

İsrail ve İsrail’in Washington’daki adamları da, bu “tehlikeli” girişimi, alel acele bir suikastle yok etmek istedi.

Burada anahtar kelime, veya ülke ise Çin Halk Cumhuriyeti.

Daha doğrusu Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi de diyebiliriz.

‘Ne alakası var’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim…

Anlatayım.

ABD’nin İran’a yönelik saldırgan tutumu tamamıyla bununla ilişkili.

Son olarak, Abdülmehdi’nin anlattığı gibi Irak’ın hedef alınmasında yine Kuşak ve Yol’un etkisi çok büyük.

ÇİN VE İRAN’IN STRATEJİK İŞBİRLİĞİ

2019 Ağustos’unda Pekin’e giden İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile çok önemli bir görüşme yaptı.

2016’da iki ülke arasında imzalanan “Kapsamlı Stratejik İşbirliği Anlaşması”nın içi doldurulacak ve harekete geçilecekti.

İran, hâlihazırda Çin’in en büyük petrol ve doğalgaz sağlayıcısıydı. Ancak Çin yönetimi, İran ile ilişkilerini daha sağlam ve boyutlu hale getirmek istiyordu.

ABD ambargoları altında kıvranan İran da bir çıkış yolu arayışındaydı.

İşte Pekin’deki Zarif ve Wang arasındaki buluşmada çok boyutlu bir anlaşma imzalandı.

Buna göre Çin, İran’a 400 milyar dolarlık petrol, doğalgaz, sanayi, ulaştırma ve altyapı yatırımı yapacak.

Bunun 280 milyar doları, yeni sahaların geliştirilmesi, rafineri ve petrokimya endüstrisine gidecek. Büyük kısmı önümüzdeki 5 yılda gerçekleştirilecek.

Çin, İran’ın ulaştırma ve imalat sanayi sektörlerine de 120 milyar dolarlık yatırım sözü verdi.

Çin’in yatırımları duruma göre artabilecek.

Anlaşmaya göre, Çinli firmalar İran’ın her türlü petrol ve doğalgaz üretimi ve petro kimya sektörü ihalelerinde öncelikli olacak, ayrıca İran’da üretilen petrol, doğalgaz ve petro kimya ürünlerini öncelikli olarak yüzde 12 indirimli satın alabilecek. Ödemeler de Afrika ile olduğu gibi dolarsızlaştırılacak. Yani Tümen-Yuan değişimi ile yapılabilecek.

Pekin, projeler için gerekli ekipman ve uzman iş gücünü de İran’a gönderecek.

Anlaşmaya göre, Çin ayrıca güney-kuzey yönünde özellikle Tahran ve Tebriz kentlerine doğru yüksek hızlı tren, otoyol ve petrol-doğal gaz boru hatları inşa edecek.

Çok önemli bir ayrıntı daha vardı anlaşmada.

Çin, İran’a asker de gönderiyor.

Çin, anlaşmaya göre İran’daki yatırımlarını korumak için en az 5 bin de asker yollayacaktı.

Eğer gerekirse askeri personel artırılacak ve Çin donanması da Basra Körfezi’nde görev yapabilecekti.

İşte Süleymani suikastinin hemen öncesinde Umman denizinde İran-Çin-Rusya donanmalarının katıldığı ortak deniz tatbikatı da bu anlaşmaya bir girizgah niteliğindeydi.

ABD’nin asıl ve büyük korkusu da buydu işte.

İran’ın ABD’yi bölgeden çıkartma hedefi de, Çin ile yaptığı anlaşmalarla uyum içinde.

Çin, İran-Irak ve Suriye ile Güney Batı Asya’ya Kuşak ve Yol koridoru açmayı hedefliyor.

Suriye ve Irak’tan ABD güçlerinin çıkartılması da bu açıdan büyük önem taşıyor.

Aslına bakarsanız süreç çoktan başladı da diyebiliriz.

Emareleri çok.

İRAN ÖFKELENDİ, ABD KORKTU

Bakınız, Trump, Süleymani’nin öldürülmesinden hemen sonra Katar Emiri aracılığıyla İran’a bir mesaj gönderdi.

Washington’daki diplomatik kaynakların da doğruladığı, Katar kraliyet ailesinden sızan bu mektupta, Trump’ın, eğer İran karşılık vermezse yaptırımları kaldırabilecekleri ve eğer İran “orantılı” bir yanıt verirse de gerilimi düşürme sözünü verdiği yazıyordu.

Dikkat edin, İran’ın ABD üslerine füze saldırıları sonrası Dışişleri Bakanı Zarif, “orantılı” yanıt verdiklerini söyledi. Ve de Trump akşamına çıkıp, gerilimi yükseltmeyecekleri açıklamasını yaptı.

Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin açıkladığı ABD ordusundan gelen resmi “çekilme” mektubu da kayda değerdi. Bu mektup önce yalanlandı, sonra kısmen de olsa doğrulandı biliyorsunuz.

Trump, son olarak BM’ye de bir mektup gönderdi ve İran ile önkoşulsuz masaya oturmaya hazır olduğunu bildirdi.

İran ise 40 yıllık direniş ekseni liderini kaybetmenin büyük öfkesini yaşasa da, ABD güçlerini bölgeden çıkarmak için elini güçlendirdi.

Irak Parlamentosu’nun suikast sonrası oy birliğiyle aldığı, “Tüm Amerikan ve yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesi” kararı tarihi önemdedir.

İran, ABD üslerini tam isabetle vurarak, hem ABD, hem İsrail ve hem de Suudi Arabistan’a güçlü bir mesaj verdi.

Başlıkları güçlendirilmemiş “orantılı” füzelerin, pek çok “Batı hayranı yarım akıllının” aksine yüksek isabet yüzdesine ve Patriot hava savunma sistemini delme yeteneğine sahip olduğu kanıtlandı.

Kuşkusuz İran, efsane komutanı Süleymani’nin intikamını orta ve uzun vadede daha etkili ve incelikli eylemlerle alacaktır.

İran ve Rusya, bu coğrafyada devlet hafızası ve ciddiyetine sahip iki büyük ülkedir.

Biz de öyleydik ama ne yazık ki, 70 yıllık Atlantik hegemonyasında ABD çıkarları peşinde savrularak bu özelliğimizi yitirdik.

Muavenet, Eşref Bitlis ve çuval olaylarında tepki veremedik.

Sahibi CIA olan FETÖ’cü hainlerin, Ergenekon, Balyoz ve 15 Temmuz saldırılarının, son olarak da Ermeni kararı ve yaptırımların hesabını ABD’den soramadık.

Neyse konuyu dağıtmadan sonuca geleyim.

KAZANAN ASYA OLDU

Trump’ın terörist saldırısı, ABD’nin Batı Asya’daki hatalar zincirinin sadece son halkası oldu.

İran’a rakip konumundaki Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar, saldırıyı desteklemedi ve kınayan imalarda bulundu.

Suudi Arabistan demişken, Riyad’ın Çin’in en büyük LNG doğalgaz tedarikçisi olduğunu, ABD’nin en büyük üssünün bulunduğu (ve Süleymani saldırısında da kullanıldı bu üs) Katar’ın da hakeza Çin’e büyük LNG satışlarının olduğunu da hatırlatalım.

Şi Cinping’in yeşil İpekyolu projesine göre Çin kentlerinde hava temizliği için bundan böyle ısınmada doğalgaz kullanılacak.

Çin, donanma ve dolar silahıyla tüm dünyayı terörize eden haydut devlet ABD’nin tersine, enerji, altyapı yatırımları ve ticaret yoluyla dünyayı barışçı biçimde sarıp sarmalıyor.

Bizde NATO kafa kimileri, buna “Yeni Emperyalizm” dese de, Afrika’da temiz su kaynağına kavuşan, Asya’da zenginleşen, Güney Amerika’da Yanki baskısından kurtulan ülkeler için durum farklı.

Bu son savaş tehlikesinin tozu dumanı kalkarken şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, İran, Irak ve Çin burada asıl kazanan oldu.

ABD belki rakibinin en kıymetli komutanını, onun yanında Irak ordusunun resmi bir komutanını da öldürdü.

Bu, askeri bir başarı olarak sayılsa da, hem dünya, hem de iç kamuoyunda büyük eleştirilerin hedefi oldu ABD bu terörist saldırıyla.

Dünyada ABD’nin hukuksuzluğu bir kez daha gözler önüne serildi.

ABD kamuoyunda ise minik İsrail’e esir koca bir emperyalistin aptalca hareketi olarak nitelendi.

İran ise çok önemli bir komutanını kaybetti ama moral üstünlüğünü ele geçirdi.

Yakın tarihte ilk kez, dokunulmaz olarak görülen emperyalistin askeri üssünü resmen vurdu.

Füzelerin isabeti ve Patriotları atlatması ile İsrail’e de “eline koluna hakim ol” mesajı verdi.

Çin ise ABD’den temizlenecek tüm alanlara kazan-kazan şiarıyla, barışçı olarak girerek Kuşak ve Yol’un önündeki asli engelin kaldırılmasının yolunu açtı.

ABD’nin ‘yenilmez ordusu’ ve ‘küresel rezervi -karşılıksız- dolarının gümüşleri de tel tel döküldü.

İran ise ambargolardan kurtulma ve nükleer güç olma yolunda dev bir adım attı.

Türkiye de, ABD’nin bölgeden çekilme süreciyle birlikte, (zaten Rusya ile kolkola) Avrasya ile Kuşak ve Yol (Çin) Blokuna dahil olma menziline girdi.

Buna tek rezervim, Libya’da doğru adım atılsa da genel olarak İhvancı/mezhepçi siyaset anlayışından hala vazgeçilmiş olmaması.

Kukla Devlet ve PKK koridor terörü de, hamisi ABD gittiğinde ortadan kalkacak ve çok uzun zamandır acı çeken Kürtler de bölge halklarıyla yeni bir kardeşlik ve kalkınma dönemine girecek.

Kısacası 2020’ye korku dolu, ama sonu hayırlı biten bir krizle girdik.

KAYNAKLAR:

– https://www.strategic-culture.org/news/2020/01/08/the-deeper-story-behind-the-assassination-of-soleimani/
– https://www.aydinlik.com.tr/cin-kusak-yol-kapsaminda-iran-a-asker-gonderiyor-huseyin-vodinali-kose-yazilari-eylul-2019
– https://consortiumnews.com/2020/01/08/pepe-escobar-trump-to-de-escalate-intel-source/

iletişim: hvodinali@veryansintv.com

Hüseyin Vodinalı
10 Ocak 2020 16:24
Veryansın TV

https://veryansintv.com/neden-olduruldu-suleymani-cinayetinin-perde-arkasi/

Yazarın düşünceleri haber ajansımızı bağlamaz, tüm söylem ve iddialar yazara aittir

 

Bu içeriğe ait anahtar kelime bunamadı...

Doğan Presse Ajansı

İlkeli ve objektif haberlerin merkezi.

Beni haberdar et

Popüler Kategoriler

Foto Galeri