HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



ilan fotolari

AAAH; “Kerbela Bizim Sadece Tarihimiz Değil Günümüzdür!”

Avrupa Anadolu Alevi Hareketi (AAAH) 1 Ekim tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile Kerbela direnişinde Matem ayı vesilesiyle ve gündeme dair yazılı açıklama yayınladı.

Avrupa Anadolu Alevi Hareketi’nin yaptığı yazılı açıklama şöyle:

ZAMAN KERBELA RUHUYLA DİRENME ZAMANIDIR!

KERBELA BİZİM SADECE TARİHİMİZ DEĞİL BUGÜNÜMÜZDÜR!

Alevi, Sunni, Her İnançtan, Türk, Kürt Her Milliyetten Anadolu Halkları Ve Tüm Dünya Halkları,

Tarihimizin en onurlu sayfalarından KERBELA’yı andığımız ve şehitlerin matemini tuttuğumuz bugünlerde, Dünyada ve ülkemiz Türkiye’de olağanüstü bir süreçten geçiyoruz!

Başta Ortadoğu olmak üzere dünyamız adeta vahşet ve ölümler diyarı oldu. Bir yanda vahşi işkencelerden ve katliamlardan, sürgünlerden; diğer yanda azgın sömürü sonucu yoksulluktan ve açlıktan ölümler birbirini izliyor!

Sadece Suriye halkına emperyalistlerin ve faşistlerin yaptıklarına baksak, nasıl bir zulüm ve sömürü ile karşı karşıya olduğumuzu anlarız.

Ülkemizdeki faşist devletin halklarımıza yönelik saldırılarının da emperyalistlerin Suriye’deki vahşetinden farkı yoktur. AKP yönetimindeki faşist devlet, bir yandan Suriye halkına saldırırken, diğer yandan Anadolu halklarını teslim almak için kudurmuşçasına nereye nasıl saldıracağını bilemez haldedir. 15 Temmuz faşist Fethullah Darbesi öncesinde şehirleri kasabaları yakıp yıkarak enkazlar altında çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden kırım yapanlar, binaların bodrum katlarında yüzlerce insanı yakanlar, cesetleri çuvallara doldurup nehirlere atanlar, hala iktidardadır. İŞID canavarından geri kalmayan katliam ve işkencelerine devam etmektedir.

Üstelik şimdi 15 Temmuz darbesini bahane ederek Olağan Üstü Hal (OHAL) ilanıyla bir anlamda açık faşist rejime geçmiştir.

Artık ülkemizde her şey azılı faşist diktatör Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlıdır. Ve daha 15 Temmuz gecesi onun emri ile sokaklara dökülen gerici güruh, Fethullah darbesini bir tarafa bırakıp devrimci-demokrat mahallelere karşı saldırıya geçmiştir. Bu mahallelerde büyük katliamlar yaşanmadıysa bunun tek nedeni, devrimcilerin durumu süratle kavrayıp, daha darbenin ilk saatlerinde mahalleleri korumak için harekete geçmeleridir. Yoksa bu kelle kesme heveslisi gerici güruh, Maraş katliamını kat kat aşan katliamlar yapabilirdi.

Bugün de OHAL uygulamaları ile Alevi halkının yoğun yaşadığı yerlerde İŞID kampları kurma çalışmaları ile, Kürdistan’daki katliam operasyonları ile; devrimci-demokrat mahallelerde estirilen terör, katliam, yıkımlar, işkenceler, insan kaçırmalar, kaybetmelerle ve kitlesel tutuklamalarla halkın mücadelesini bastırma çabaları devam etmektedir.

Bu tabloda: Sömürücü ve zalimlerin başı Amerika’dır.  Yani ABD emperyalizmidir. Avrupa Birliği ülkeleri de onun baş takipçisidir.

Türkiye’deki faşist devlet ise, dünyada emperyalizmin örgütlediği onlarca işbirlikçi faşist devletler gibi, sömürücü ve zalimlerin, başta da ABD’nin uşağı ve vurucu gücüdür…

Kardeşler,

İşte bu tabloda, sömürücü ve zalimlere karşı, KERBELA RUHU ile direnmekten başka yol yoktur!.. Başka yol arayanlar teslimiyete sürüklenir. Yani bu tabloda sömürücü ve zalimler üçüncü yol bırakmamışlardır.

AKP faşizminin İçişleri Bakanı ‘‘Ya Herrü Ya Merrü’‘ diyerek bunu açıkça ilan etmiştir.

Bu durum karşısında biz devrimciler-demokratlar bir çizgi çekmeliyiz. Bu çizgi, tıpkı İmam Hüseyin’in, KERBELA ÇÖLÜNDE ASASIYLA Yezit ordusu ve kendi yoldaşlarının bulunduğu alan arasına çektiği çizgi gibi bir çizgi olmalıdır.

Çizginin bu tarafı VATANDIR! Düşman güçleri geçerse ölümüne savunulur!

Çizginin diğer tarafı DÜŞMANDIR! Biat, uzlaşma ve teslimiyet için geçilmez! Geçilirse savaşarak düşmanı püskürtmek ve zafer kazanmak için geçilir.

İşte KERBELA RUHU dediğimiz, her şeyden önce sömürücü ve zalimlerle aramıza böyle bir çizgi çekmektir! Ondan çıkaracağımız birinci ve en önemli ders budur… Bu ders çıkarılmazsa diğer dersler de önemini yitirir…

Biliyoruz: Birçokları KERBELA’yı ders çıkarma değil, yanıp yakınma, ağlayıp sızlama, ağıt yakma günü olarak anıyor. KERBELA’ya böyle yaklaşmak ondan hiç bir şey anlamamaktır. ACİZLİKTİR!

KERBELA’yı sadece KEBELA olayı ile sınırlandırmak dahi yanlıştır. İmam Hüseyin’i KERBELA’ya götüren nedenler anlaşılmadan KERBELA anlaşılamaz.

İmam Hüseyin’i Kerbela’ya götüren neden: İmam Ali ve Ehl-i Beyt inancına sahip olanların, bir başka deyişle halktan yana tavır belirleyenlerin, uzlaşmacılık, yılgınlık, inançsızlık girdabına sürüklenmeleri ve bunun yarattığı iç karartıcı ortamdır. İmam Hasan’ı bile etkisi altına alan bu ortam unutulmamalıdır. İmam Hüseyin’in yeniden diriliş için bu karanlıkta bir ışık arayışından başka bir şey değildir esas olarak KERBELA!..

İmam Hüseyin, bu ışık uğruna 71 yoldaşı ile sömürücü ve zalimlerin on bin kişilik ordusunun karşısına dikildi. Tüm yoldaşları ile şehit düşeceğini bile bile, savaşa tutuştu. Can derdine düşmedi. Sömürücü ve zalimlerle arasına ASASI ile çektiği çizginin öbür tarafına geçip biat etmektense yok olmayı göze aldı. Canını, çocuklarını, bebeklerini, hiç bir şeyini zalime biat için bahane göstermedi. Kızgın çölün altında susuzluktan kırılırlarken bile zalimden bir tas su dilenmedi.

İmam Hüseyin, ‘‘Zalimin yanında zenginlik içinde yaşamaktansa, mazlumun yanında bulacağım ölümü yücelik sayarım’‘ diyecek kadar safını belirlemekte netti… Çölün ortasında ASASI ile çektiği çizginin SINIFSAL ve SIYASAL anlamı işte buydu.

İmam Hüseyin, Kerbela’ya giderken ”Gitme seni öldürecekler” diye yolunu kesenlere, ‘‘Ben oraya öleceğimi bile bile gidiyorum, gelecek kuşaklara direnme geleneği mayalamak için gidiyorum’‘ diyecek kadar engin bir tarih bilincine sahipti.

İmam Hüseyin, bütün iyi niyeti ile de olsa yanlışa düşen ve halkın davasına zarar veren kardeşi İmam Hasan’ı yeniden ayağa kaldırmak için acımasızca eleştirecek kadar sorumluluk duygusu ve kardeş sevgisi ile doluydu.

Şimdi sorma zamanıdır:

Bugün vahşi IŞİD saldırıları karşısında, can sorunumuz var diyerek, büyük sömürücü ve zalim olduğu kadar IŞİD’in de efendisi olan ABD emperyalizmine sığınanların, onunla işbirliği yapanların, Ona Ortadoğu’da en büyük ve en çok üs verenlerin ve dahi onun kumandası altında savaşanların KERBELA üzerine söyleyecekleri söz olabilir mi?

Bugün tıpkı Kufeliler gibi, inanç zayıflığına düşüp, mücadeleyi ve savaşmayı bırakma yolunda ilerleyenlerin ya da bırakanların veyahutta bir o yana bir bu yana savrulanların KERBELA RUHU ile alakaları olabilir mi? Hatta yeni Kerbelalarla yüz yüze kalmamızda onların da payı yok mu?

Bugün tıpkı İmam Hüseyin’in yolunu kesen Mekkeliler gibi, bizleri ölümle korkutmaya çalışanların, tarihsel görevleri bir yana itip, yaşamın kutsallığı ve ölmemek gerekliliği üzerine fetva verenlerin, KERBELA üzerine söyleyecekleri söz olabilir mi?

Ve bugün, İmam Hüseyin’i örnek ve önder alarak, KERBELA RUHU’nu yaşatan, geleceğe ve zafere taşıma davasını sürdüren devrimcilerden başka kim var?

Kardeşler, Canlar,

Günümüz Yezitlerinin, Muaviyelerinin bizleri bir kez daha ölümlerle, işkencelerle, zulümlerle imtihan etmesi karşısında, şimdi, İmam Ali’nin Zülfikar’ını, İmam Hüseyin’in kararlılığını, cüretini ve engin tarih bilincini kuşanma zamanıdır!

Şimdi KERBELA’DA İMAM HÜSEYİN, Konya önlerinde BABA İSHAK, Ortaklarda ŞEYH BEDREDDİN, Sivas ellerinde PİR SULTAN, idam sehpalılarında DENİZ, İşkencelerde İBRAHİM, Kızıldere’de MAHİR olma zamanıdır.

Şimdi, Zindanlarda bile taarruz ruhu ile hareket eden Mazlum, Apo, Fatih yani ÖZGÜR TUTSAK olma zamanıdır!..

Zülfikar duvarlarımızda asılı bir sembol olmaktan çıkmalıdır artık!.. Sömürücü ve zalimlere karşı halkımızı ve kendimizi savunmanın aracı olmalıdır.

Bir başka deyişle; 25 Temmuz 2016’da Alevi Hareketi’nin aldığı MEŞRU SAVUNMA KARARI hakkıyla hayata geçirilmelidir.

MEŞRU SAVUNMA bu dönem yapılmayacaksa hangi dönem yapılacaktır. Meşru savunma için illa bıçağın kemiğe dayanması beklenemez. Düşmanın oyunlarını bozmak ve hazırlıklarını engellemek için de meşru savunma kullanılmalıdır. Faşizmin baskı ve katliamları, gerici saldırılar ve şeriat tehlikesine karşı dik durulmalı ve devrimcilerle CEPHE BİRLİKLERİ kurulmalıdır.

Faşizmin bitmiş, çürümüş meclisi karşısında gerçek halk iradesini yansıtan HALK MECLİSLERİ’nde birleşilmelidir.

Halk Meclislerinde birleşmek, faşizmin Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmalarını körüklemesi ve bu yollu provokasyonları karşısında durabilmenin de tek yoludur. Çünkü Halk Meclislerinde herkes dini, milliyeti ne olursa olsun hem kendini özgürce ifade edebilir hem de birlik içinde hareket edebilir.

AKP faşizminin Olağanüstü Hali tanınmamalı, her zeminde yaptırımlarına karşı direnilmelidir. Halkın ve devrimci güçlerin bu kararda birleşmesi hayati önemdedir.

Başta ABD ve AB olmak üzere, tüm emperyalist ve gerici güçlerden medet ummaktan vazgeçilmelidir. Tek dayanılacak güç halktır. Halka bu gerçek kavratılmalı kendine güvenmesi sağlanmalıdır.

Gerek Halk Meclislerinde, gerek Cephe Birliklerinde, tıpkı İmam Hüseyin’in kardeşini eleştirmesi gibi birbirimizin yanlışlarını da kıyasıya eleştirmeliyiz. Bu, sevginin, Kardeşlik hukukunun gereğidir!

Ve en nihayet, egemen sınıfların hiç bir partisinden, kuruluşundan kurtuluş beklememeli, umudun ve kurtuluşun kendi ellerimizde, HALKIN İKTİDAR’ında olduğu kavranmalıdır.

Halkın İktidarı’nı kurmak için çalışmak, İmam Hüseyin ve sömürü ve zulüme karşı cümle direnişçilerin düşlerini gerçek kılmaktır.

AKP FAŞİZMİ OHAL İLE DE HALKIMIZI TESLİM ALAMAYACAK!

KERBELALARDAN GELDİK KERBELALARLA ZAFERE YÜRÜYECEĞİZ!

KAHROLSUN GÜNÜMÜZÜN SÖMÜRÜCÜ VE ZALİMLERİ EMPERYALİSTLER VE FAŞİSTLER!

NE CUNTALAR, NE AKP FAŞİZMİ NE DE OHAL UYGULAMALARI YAŞASIN HALKIN İKTİDARI!

ALEVİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

AVRUPA ANADOLU ALEVİ HAREKETİ”

Dogan Presse




En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...



En son gelismeler ve bilgiler...


En son gelismeler ve bilgiler...


En son ve en güncel bilgilerle...


Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.7999 Satış3.7847 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.6522 Satış 4.6337

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.