HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



ilan fotolariilan fotolari

Yargılanan Akademisyenlerin Davası 22 Aralık’a Ertelendi

Akademisyenler Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı ve Muzaffer Kaya’nın yargılanmasına bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Duruşmada Akademisyenlerin yaptığı savunmanın ardından, mahkeme heyeti, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma iznine dair yanıtın beklenmesine karar vererek, duruşmayı 22 Aralık tarihine erteledi.

Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı ve Muzaffer Kaya isimli Akademisyenlerin “Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attıkları için "örgüt propagandası yaptıkları" iddiasıyla haklarında dava açılmıştı. Akademisyenlerin yargılanmasına ilişkin davanın duruşması bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesi Adliye Sarayı önünde basın açıklaması yapıldı.

Açıklamaya akademisyenlere destek için Çağlayan Adliyesi önünde, yazalar, akademisyenler ile yargılanan akademisyenlerin öğrencileri, uluslararası üniversite temsilcileri ve HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, hazır bulundu

Adliye sarayının önünde basın açıklamasını dört akademisyen bölüm bölüm okudu. Yapılan açıklamada şöyle denildi;

"Barış İçin Akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy" imzalı açıklama şöyle:
"Barış İçin Akademisyenler olarak, 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisini kamuoyuna duyurduğumuz günden bugüne, 'toplumsal barışın tesisi' talebimizin haklılığı ve ivediliği ile her geçen gün ve hep beraber yüzleştik. Barış talebimizi dile getirmemiz, yaşadığımız toplumun, coğrafyanın hakikatine sessiz kalmamamız, görmezden gelip 'biat' etmememiz, sorunu tespit edip çözüm önermemiz ve çözüm için akademisyenler olarak bize düşen görevi yerine getirmeye hazır oluşumuz 'suç' sayıldı. Bu 'suç'a iliştirilen farklı görünümlerdeki 'bedel'leri ödedik ve ödemeye devam ediyoruz.

"Gerek akademide, gerek gündelik hayatta pek çok ve yaşamsal hak ihlaline maruz kaldık. Emek süreçlerimiz, bilimsel birikim ve üretimlerimiz, saygınlığımız yok sayıldı. Barış bildirisinin okunmasının hemen akabinde YÖK tarafından üniversitelere talimatname yollandı. Başlatılan disiplin soruşturmaları sonucunda, ilkin hukuken ve usulen hiç bir gerekçeye dayandırılamayacak sözleşme fesihleri ile güvencesizliğin ve emek sömürüsünün en yoğun yaşandığı vakıf üniversitelerinde işten çıkarmalar başladı. Şubat 2016’dan bugüne dek vakıf üniversitelerinde 33 imzacı akademisyen işten çıkarıldı. Devlet üniversitelerinde uzaklaştırma ve açığa almalar, yurtiçi ve dışı görev iptalleri, disiplin soruşturmaları, kınama cezaları, memuriyetten ihraçlarla başlayan süreçte, son KHK’lerle bir gecede, akademik yaşamı boyunca mücadele ettiği “anlayış”la bir torbaya sokularak ihraç edilen 44 barış imzacısı ve sendikalı öğretim üyesi arkadaşlarımızla birlikte toplamda işten çıkarılanların sayısı 60’ı buldu. Vakıf ve devlet üniversitelerinde işten çıkarılan barış bildirisini imzalamış akademisyen sayısı böylece 93’e ulaştı.

"Hak ihlalleri çok boyutlu"
"Hak ihlalinin çok çeşitli ve başka boyutları var elbette. 15 akademisyen istifaya veya emekliliğe zorlandı. Toplam 511 akademisyen disiplin soruşturması geçirdi. 49 akademisyenin dosyası 'Üniversite Öğretim Mesleğinden veya Kamu Görevinden Çıkarma' talebiyle YÖK'e gönderildi. 85 akademisyen görevden uzaklaştırıldı. 7 akademisyen idari görevden alındı. 41 akademisyen gözaltına alındı. Yüzlerce imzacı akademisyeni kabul edilemez bir terör propagandası suçlamasıyla ifade vermeye çağrıldı ve çağrılmaya devam ediyor!
"Sayısal verilerin soğukluğu ve yalınlığı yanıltmasın. Akademik çalışmalarının başında, üniversitenin geleceği olan ÖYP’li asistanlarımızdan, onlarca yıldır bilime ve topluma hizmet ederek akademinin en üst basamaklarına ulaşmış profesörlere değin geniş bir yelpazede, tüm ülkeden toplamda 89 üniversiteye dağılmış bir profil söz konusudur. 1128 olan imzacı sayısı, ilk baskı ve tehditlerin geldiği ilk hafta itibarı ile 2212’ye ulaşmıştır. Bu artış, barış sözümüzün ardında kararlılıkla durduğumuzun çok kıymetli bir göstergesidir. Bütün baskılara ve hak ihlallerine karşı durduk, barış sözümüzün arkasında olduğumuzu, üniversiteyi, öğrencilerimizi, bilimsel çalışmayı bırakmayacağımızı söyledik.

"Barış istemekte ısrarcıyız"
"Dördümüz tutuklandık. Üçümüz 40, birimiz 22 gün cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra, 22 Nisan 2016’da görülen ilk duruşmada tahliye edildik. İlk duruşmada yaptığımız savunmalarda, ortak sözümüz 'barış talebi'nin arkasında durduğumuzu, barış talebinin ve bunu dillendirmenin 'suç' olmadığını, barış talebinin ve bu talebi dile getiren akademisyenlerin yargılanamayacağını tekrar tekrar söyledik. TMK 7/2’ye dayandırılan savcılık iddianamesini savunmalarımızla boşa çıkardık. Aynen bizler gibi, yazarlar, gazeteciler, yüzlerce öğrenci, genel olarak tüm demokrat, muhalif kesimler, şu an bu ülkenin yargı mekanizmasıyla karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bu vesileyle de hem bizler hem kamuoyu bu ülkenin gerçekten adil ve bağımsız bir yargısı olup olmadığına tanıklık edebilecektir.

Savcılık makamı, davamızın TMK 7/2 yerine TCK 301’e istinaden devamını talep etmiş, ama buna rağmen mahkeme heyeti TMK 7/2’den haklı beraatimizi de vermemiştir. Arada geçen 5 aylık süreçte TCK 301’den yargılanmamız için hukuken ve içeriğe dair geçerli bir gerekçe üretilememiştir. Buna rağmen bugüne geldik. 27 Eylül 2016 13:30’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek duruşmada barış istemekte ısrarcı olacağımızı ve beraat talebimizi bir kez daha dile getireceğiz.

"Üniversite toplum yararına eleştirel düşünce üretir. Üniversite çıkar gruplarına ve iktidarlara bağımlı olmamalıdır. Kendini var eden emeğe borçludur, halkların emeğine. Bu yüzden, üniversiteden konuşmak demek, sorumlu konuşmak demektir. Sorumlu konuşmak, ölümden değil yaşamdan, savaştan değil barıştan, çatışma, kin ve nefretten değil, çözüm ve dayanışmadan, çıkar ve iktidardan yana değil, emek ve demokrasiden ve halklardan yana; farklı etnik, dilsel, dinsel, kültürel, cinsel kimliklere, farklı var olma biçimlerine, özgürlüklere, emeğe ve doğaya saygılı konuşmak demektir.

"Barış sözümüzün arkasındayız. Ne TMK, ne TCK! Barış talebi yargılanamaz! Düşünce yargılanamaz! Ne tutuklu , ne tutuksuz yargılama! Beraat, hemen şimdi!"

Dört akademisyene uluslararası alanda da destek vardı. Destek amacıyla duruşmaya katılmak için Descartes Üniversitesi'nden Selim Eskizmirliler, EGAM Avrupa Irkçılık Karşıtı Platform'dan Benjamin Abtan, Brüksel Özgür Üniversite'den Thomas Berns, Selanik Üniversitesi'nden Alexis Bennos, İngiltere Goldsmith Üniversitesi'nden ise Valentha Alvares Lopez duruşmaya katılarak yaptıkları açıklama ile akademisyenlerin yargılanamayacağını vurguladılar.

Basın açıklamasının ardından duruşma salonunu geçildi. Duruşma ise kimlik tespiti ile başladı. Bir önceki duruşmada akademisyenlerin yargılanması için Adalet Bakanlığı'ndan istenen “Soruşturma izni”ne yanıt verilmediğinden dolayı savunmaların ardından mahkeme heyeti, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma iznine dair yanıtın beklenmesine karar vererek, duruşmayı 22 Aralık gününe erteledi.

Türkiye’de yaşanan bu tür davalarla hukukun ne kadar işlediği görülmektedir. Bir yandan demokrasi ve adaletten söz eden bir hükümetin talimatı üzerine akademisyenler soruşturmalık olmaktadır. Tek suçları ise insanların ölmemesi!

Dogan Presse



En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...



En son gelismeler ve bilgiler...


En son gelismeler ve bilgiler...


En son ve en güncel bilgilerle...


Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.8093 Satış3.7941 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.6538 Satış 4.6353

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.