HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



ilan fotolari

HHB: “Tecrit İşkencesi Devrimci Tutsak Rıza Yıldırım’ı Katletti!”

Yaklaşık yirmi yıldır hapishanelerde tutsak bulunan Rıza Yıldırım'ın yaşamını yitirmesi ile ilgili Halkın Hukuk Bürosu (HHB) yazılı açıklama yaptı. Halkın Hukuk Bürosu; Rıza Yıldırım'ın ölümünden devletin ve F Tipi tecrit hücrelerinin sorumlu olduğunu vurguladı. HHB’nin Rıza Yıldırım’ın ölümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamayı yayınlıyoruz; 

“Tecrit İşkencesi Devrimci Tutsak Rıza Yıldırım’ı Katletti!

F tipi tecrit işkencesi ve devletin hapishaneler politikası can almaya devam ediyor. Yaklaşık 20 yıldır tutsak olan ve tutsaklığının son 16 yılını F tipi tecrit işkencesi altında geçiren Rıza Yıldırım tedavisinin zamanında ve uygun şekilde yapılmaması sebebiyle 20 Mayıs günü beyin kanaması geçirdikten sonra 04.06.2016 tarihinde şehit düştü.

19-22 Aralık hapishaneler katliamı ile açılan ve “beyaz ölüm” olarak nitelenen tecrit esaslı F tipi hapishanelerde ve genel olarak diğer hapishanelerde bugüne kadar yüzlerce insan katledildi. Sağlık hakları gasp edilerek, tedavi edilemeyerek ya da tedavileri geciktirilerek öldürülen insanlarımızın sayısı binleri buldu. Bu ölümlerin çoğu kayıtlara “doğal ölüm”,  “eceliyle ölüm” olarak geçti. Bolu F Tipi Hapishanesinde tutsak olan Rıza Yıldırım da bunlardan biridir. Aşağıda Rıza YILDIRIM’ın kayıtlara “doğal ölüm” olarak geçen öldürülme sürecine ilişkin anlatımlar bulunmaktadır.

Rıza Yıldırım’ın katledilmesi sürecini aynı hapishanede bulunan tutsak arkadaşları şu şekilde anlatmaktadır;

“… Olay şöyle gerçekleşti. Arkadaşımız yirmi yıla yakın süredir hapishanede…

Çeşitli rahatsızlıkların yanı sıra son bir yıl içerisinde sağlığında endişe verici gelişmeler yaşandı. Kilo kaybı ve halsizlik şikâyetiyle tedavi sürecini başlattı aylar önce. ‘’ normal ‘’ denildi ‘’psikolojik’’ denildi. Israrlar neticesinde hastane sevkleri ve çeşitli tetkikler ( kan tahlili vb.) yapıldı. Guatr teşhisi konularak ilaç verildi. İlaçları kullanılmasına rağmen şikâyetleri sürdü ve krizler geçirmeye başladı. Krizler elleri ayaklarının hissizleşmesi, hareket edememe şeklinde geçiyordu. Yine devam eden hastane gidiş-gelişlerinde bu defa ‘’panik atak’’ teşhisi konuldu. Ve ağır bir psikolojik ilaç yazıldı. Bu ilaç idare tarafından her sabah birer adet şeklinde veriliyor. Ağır ve yan etkileri fazla olan bir ilaç… Kullandığı sürece günü daha uyuşuk ve halsiz geçiriyordu. Haliyle iyileşme olmadı ve şikayetleri artmaya, sıklaşmaya başladı. Son günlerde neredeyse kalkamaz ve ihtiyaçlarını tek başına göremez hale gelmişti.

Pazartesi durumu kötü olduğu için yanındaki arkadaşı ‘’acil’’ e gönderelim demiş. Zile basmışlar, gardiyanlarla yapılan konuşmalar neticesinde ertesi gün revir doktorunun beklenmesi kararı vermişler. Salı günü revire çıkarmışlar, doktor ‘’nöroloji’’ bölümüne sevkini yapmış. Dönüşte hiç yürüyememiş. Hücresine kadar yolun bir bölümünü arkadaşlarının omzunda bir bölümünü, tekerlekli sandalyede geçmiş. Salı’dan Cuma’ya kadar hücre içinde neredeyse hiç kalkamamış. Arkadaşının yardımıyla yemek vb. ihtiyaçlarını gidermiş. Cuma öğleden önce hastaneye götürüp film çekmişler ( MR veya tomografi bilmiyorum ) ve hapishaneye geri göndermişler. Hücrede birkaç defa yere düşmüş. Bu düşmelerden biri tehlikeli denilebilecek şekilde olduğu için yanındaki arkadaşı şüphelenip hızla gardiyanları çağırmış. Yürüyerek gitmiş ama ‘’ne oldu’’ gibi şeyler söylediği için durumun ciddiyetinden şüphelenmeye başladık. Cuma gününü hastanede geçirdi. Cumartesi günü sorduğumuzda ‘’kontrol amaçlı uyutuluyor muhtemelen öğlene getirilecek’’ dediler. Cumartesi akşamı ’da 2. Müdür geldi ve ameliyat yapıldığını, servise geçtiğini, bilincinin açık olduğunu söyledi. Hafta sonu olduğu için avukatlarına ve ailesine haber verilmesi noktasında ısrarcı olduk. Gece yarısına doğru ailesine haber verildiği söylendi bize… Şuan itibariyle bizim başka bir bilgimiz yok ;

Aylardır teşhisinin yapılmamasında en hafif tabirle bile ihmal var.
Hapishane gidiş-gelişlerinde bitmek bilmeyen üst- ayakkabı aramaları, mahkum hasta odasının olmaması, saatlerce daracık ring hücresinde bekletilme vb. koşullar sağlığını daha da bozmuştur.
Verdikleri psikolojik haplar bu sonucu tetiklemiştir.
Salı günü revir doktoru acil sevk yaptırmayarak, Cuma gününe kadar geçen sürede bu sonucun doğmasına katkı yaptırmıştır.
Cuma günü nöroloji bölümünde sadece filminin çekilip geri gönderilmesi, müşahede altında tutulmaması vb. ihmaldir.
O gün bile saatlerce ringde bekletilmesi, havasız kalması beyin kanaması geçirmesine son damla olarak etki yapmıştır.”
Yaşananlar ortadadır. Rıza Yıldırım, tecrit politikaları sonucu son ana kadar tedavi edilmeyerek katledilmiştir.

Tecrit tek başına tutsakların ölümüne neden olmaktadır. Bunun üstüne devletin hasta tutsakların tedavisini engellemesi ve ölüm politikaları eklenince hasta tutsaklar bilinçli öldürülmektedir.

AKP’nin soru önergelerinde verdiği cevaplar gerçeği tam yansıtmasa bile yaşananlar ortadadır.

“ AKP iktidarı döneminde 4925 günde 3077 mahkum hayatını kaybetti. Buna göre her 38 saatte bir mahkum ölmüştür, Adalet Bakanlığı’nın Bilgi Edinme Yasası Kapsamında açıkladığı  verileri değerlendirildiğinde; AKP iktidarının ilk 4 yılı (2002-2005) baz alındığında 1460 günde 365 mahkum yani 4 günde bir mahkum yaşamını yitirirken, son 3.5 yılında (2012- 29.06.2015 arası) 1275 günde 1253 kişi diğer deyimiyle günde bir mahkum hayatını kaybetti.

AKP iktidarı döneminde 2501 hasta mahkûm hayatını kaybetti. 01.01.2006 – 29.06.2015 tarihleri arasında hayatını kaybedenlerden 462’si tutuklu yani hüküm giymemiş hasta mahkûmlar. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında hayatını kaybeden hasta mahkûm sayısı 71 iken, 2014 yılında hayatını kaybeden hasta mahkûm sayısı 312 oldu. Yani geldiği yıl ile 2014 yılı karşılaştırıldığında ölüm oranında yüzde 439 artış oldu.” ( Basından )

AKP iktidarının hapishane politikası bellidir. Hapishanelerde tutsaklar her gün değişik saldırılara uğramaktadır. AKP, hasta tutsakları öldürmek için ne gerekiyorsa yapmaktadır.

Rıza Yıldırım’ın ölümü asla doğal ölüm değildir, bir cinayettir! Rıza Yıldırımın’ın ölüme neden olan AKP iktidarı suçlarına yenisini eklemiştir!

Rıza Yıldırım’ın ölümünden sorumlu olanların peşini bırakmayacağız. Suçları yanlarına kar kalmayacak! Er ya da geç hesabını soracağız işledikleri tüm suçların!”

Dogan Presse



En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...



En son gelismeler ve bilgiler...


En son gelismeler ve bilgiler...


En son ve en güncel bilgilerle...




Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.8517 Satış3.8363 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.5241 Satış 4.5060

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.