HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



ilan fotolari

NUSE Davası 1 Aralık tarihine ertelendi! Hukuksuzluk sürüyor!

İşlerine geri dönmek, haksızlığa son verilip hükümetin emekçiler üzerindeki baskıcı tutumunun son bulması için  264 gündür açlık grevi eyleminde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın 5. duruşmasına devam edildi. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 5. duruşmada, Savcı Nuriye Gülmen için tahliye talep ederken, mahkeme ise Savcının kararını ret ederek davayı 1 Aralık tarihine erteledi.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın yargılandığı davanın 5. duruşması 27 Kasım günü  Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Baştan hukuksuzluğun diz boyu olduğu davada adaletin bu ülkenin siyasi mekanizmaları tarafından nasıl verildiği bir kez da bugün görülen NUSE davası ile görüldü. Savcının Nuriye Gülmen için istediği tahliye talebi, "kuvvetli suç şüphesi ve kanunda öngörülen ceza miktarı" gerekçe gösterilerek reddedildi. Dava 1 Aralık'a ertelendi. Numune Hastanesi'nin Nuriye Gülmen'in sağlık durumunu gerekçe göstermesi üzerine tutulduğu Numune Hastanesi'ndeki mahkum koğuşundan SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Semih Özakça ile eşi Esra Özakça, öğretmen Acun Karadağ'da hazır bulundu.

Savcı, Nuriye Gülmen'in kaçma şüphesi olmaması ve delilleri karartma ihtimali olmaması gerekçesi ile adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etti. Mahkeme ise, Gülmen için istenen tahliye talebi reddedilerek tutukluluk halinin devamına karar vererek, sonraki duruşmanın 1 Aralık tarihinde görülmesine karar verdi. Kararın açıklandığı sırada dışarıda bekleyen kitleye  ise güvenlik güçleri saldırdı. Polisin saldırısı sonucu gözaltına alınanlar oldu.

Duruşma öncesi tahliye olduktan sonra açlık grevi eylemine devam eden Semih Özakça ise şunları söyledi; "Tarihsel olarak umutluyuz. Emekçiler her zaman kazanır. Umudumuzu yitirmek için hiçbir nedenimiz yok. Nuriye hocayı da oradan alabiliriz. Umut edelim"

Duruşmanın başlamasıyla birlikte SEGBİS sistemiyle mahkemeye bağlanan Nuriye Gülmen tekrardan tahlisini isteyerek, tutukluluk koşullarına değinerek, savunma yapabilmek için koşulların sağlanmadığını vurgulayarak şunları söyledi; "Sizden tahliyem ile bir lütuf beklemiyorum, sadece hukukun gereklerini yerine getirmenizi istiyorum."

Savunma yapmak için söz alan Avukat Murat Yılmaz şunları söyledi; "Esas hakkındaki savunma için süre ve kovuşturmanın genişletilmesi talebimiz var. Savcının talebini olumlu karşılıyoruz ama geç kalınmış bir taleptir. İki celse arasında olumlu olumsuz bir değişiklik olmadığı için keyfi tutulduğunu anlıyoruz. Geçen celsenin çözümü daha bugün Uyap'a yüklendi. Dolayısıyla inceleme şansımız olmadı. Bu çözümler alınmadan bizim esas hakkında savunma yapmamız mümkün değil. Mahkeme 7 nolu ara kararında müdafileriyle uygun saatlerde görüşme kararı verdi. Savcılık, biz bu talebin nereye gideceğini anlamadık dedi, işi yokuşa sürdü. Yine koridorda ve kısa süreli olarak görüş yaptırıldı. Ayrıca cumartesi ve pazar da görüşmek istedik ama savcı tarafından reddedildi, hem de hükümlüler için geçerli olan yasa dayanak gösterilerek. Sizi aşan bir irade var. Savcılık sizi takmıyor. Başhekim ben savcıya sorarım, mahkeme kararını dinlemem diyor. Eğer anayasa uygulanıyorsa, CMK uygulanıyorsa mahkeme kararları kesinlikle uygulanmalıdır. Ama buna rağmen Numune Hastanesi ve Savcılık bunu dikkate almıyor, kararlarınızı dikkate almıyor. Tutuklu olduğu için müvekkille vekaletnamesiz görüş yapabiliriz. Bize vekaletname ve yetki dayatıyorlar. Sunuyoruz. Ertesi gün tekrar vekaletname ve yetki dayatılıyor. Mahkeme kararlarınız, savcılık eliyle, hastane eliyle, jandarma eliyle uygulanmıyor. Hiç kimse mahkemenin üstünde değil.

Fatih Solak'ın beyanından sonra bize sormadan savcıya sorup mütalaa istediniz. Halbuki delillerin ortaya koyulması ve tartışılması gerekiyordu. Mütalaaya karşı beyanlarımızı sormadınız. Bu açık bir usule aykırılık, usul ihlal edilmiştir. Savcı mütaalasını burada hazırlamadı. Dolayısıyla Fatih'in ne söylediğinin, Nuriye'nin ne söylediğinin, bizim ne söylediğimizin önemi yok. Savcılık hazır gelmiş. İtirafçı beyanları hakkında tanıkların Nuriye Gülmen hakkında iftira atmakta yararı yok dediniz. Bu şahıslar itirafçıdır, dolayısıyla iftirada menfaatleri var."

Avukat Yılmaz Reza Zarrab davasına ilişkinde göndermede bulunarak şunları söyledi;
"İktidar Reza Zarrab davası hakkında bunun siyasi dava olduğunu, itirafçılık hususunun zorla Türkiye'ye zarar vermek için yapıldığını, Reza Zarrab'ın kullanıldığını söyledi. Beyanları aynen ondan alıyorum. Bunu neden okudum? Biz bunu çok dikkate aldığımızdan, ABD yargısını çok sevdiğimizden değil. Bekir Bozdağ diyor ki itirafçıların beyanlarına itimat edilemez. Biz de bu konuda Berk Ercan ve Fatih Solak'ın beyanlarında menfaatleri olduğunu söylüyorum. Peki Berk Ercan'ın yararı nedir? Berk Ercan 30 Ekimde tahliye oldu. Uzun namlulu silahlarla yakalanan, örgüt üyeliğinden ceza alan Berk Ercan buna rağmen tahliye oldu. İşte menfaat budur. Polis tutanaklarına göre protestoya 15 bin kişi katılmış. 58 kişi yargılanıyor. Peki bu dosyalarsa Nuriye'nin patlayıcı yaptığına, attığına, polise direndiğine ilişkin bir şey var mı? Yok. Resimleri sunuyorum, en önde pankartı tutuyor.

Bizim de bazı tanıklarımız var. Bunlardan biri CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi. Nuriye 9 Kasımda işi için eyleme geçmeden Hakverdi ile görüşüyor, bilgi alışverişinde bulunuyor. Vekil bilgi sahibidir. Dinlenmesi gerekmektedir, talep ediyoruz."

Avukat Murat Yılmaz, CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi'nin tanık olarak dinlenilmesini talep etmesi üzerine Hakverdi, tanık kürsüsüne geçti. Hakverdi 15 Temmuz'un hükümetin yürürlüğü koydu KHK'lar ile çok sayıda emekçinin kamudan ihraç edildiğini vurgulayarak, aynı süreçte çok sayıda kişinin mağdur olduğunu vurguladı. Ali Haydar Hakverdi, yaşanan bu olaylar ile birlikte çok sayıda kişinin CHP'ye başvurması üzerine "mağdur komisyonu" oluşturduklarını aktararak şunları söyledi; "15 Temmuz gecesi bomba atan uçağın pilotunun eşi de bize başvuruyordu, hiçbir şeye bulaşmamış kişiler de başvuruyordu. Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ Meclis'e bize geldiler ve dertlerini anlattılar. Kendilerine 'Komisyona başvurdunuz mu?' diye sorduğumda, 'Evet, başvurduk ama bir sonuç alacağımızı düşünmüyoruz' cevabını verdiler. Ne yapacaklarını sorduğumda ise Yüksel Caddesi'nde oturma eylemi başlatıp kamuoyu oluşturmaya çalışacaklarını söylediler"

Ali Haydar Hakverdi, yaşanan bu vahim durumdan sonra Yüksel Caddesi'nde oturma eyleminin başladığını aktardı. Hakverdi, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ'a, "Peki, bizden ne istiyorsunuz" diye sorduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti; "Bana, 'OHAL var, eylem yapıyoruz, polis bizi gözaltına alır. Siz yanımızda olursanız bize fazla müdahale edilmez' dediler. Eylemin ilk gününde ben son dakika yetişebildim. Kendimi polislere tanıttım ve Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne gidip süreci takip ettim. İlk günkü eylemde sosyal medyadan paylaşımlar yaptım 'bunlar suçsuz' diye. Eylemleri yoğun bir gündeme denk geldiği için pek kamuoyu oluşturamadılar, bu yüzden açlık grevine başladılar diye düşünüyorum. Ben şuna şahidim; ilk günden son güne kadar masum bir şekilde eylemlerini yaptılar. Bugün geldiğimiz nokta son derece üzücü, böyle bir şeye tanıklık yaptığım için utanıyorum"

Pelin Tuştaş ise yaptığı tanıklıkla şunları söyledi; "Nuriye'yi yakından tanırım. Örgütle ilişkili bir şey olmadığını biliyorum. İkimiz de Eğitim-Sen'liyiz. Birçok problem yaşadık, her şeyi konuşurduk. Bu nedenle kesinlikle böyle bir şey olmadığını biliyorum." Mahkemeye verilen aranın ardından tekrardan avukatların savunmalarıyla duruşmaya devam edildi.

Savunma avukatlarından Avukat Betül Kozağaçlı ise söz alarak şunları söyledi; "Nuriye'nin tutulduğu mahkum koğuşu insan onuruna aykırı bir yer. Değil Nuriye Gülmen'in tahliyesi, oranın biran önce kapatılması gerekir. Adalet Bakanlığı yazısında Nuriye ve Semih’i örgüt mensubu yaptığı gibi bunun ötesine de gitmiş “ölecek” demiş. Hani yargı karar verecekti? Tüm bunlar ortada iken adil bir yargılanmadan bahsetmek mümkün değil." Avukat Betül Kozağaçlı'nın ardından söz alan Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu şunları söyledi; "Mahkeme dava dosyasını cezaevinden çıkarmıyor.  Adeta mahkeme de hapsedilmiş. Son üç duruşmanın Sincan Cezaevi içinde yapılması kararı alınmadan dava görülüyor. Bu OHAL'e bile aykırı. Nuriye Gülmen'e savunma hakkı kullandırılmadı. Üç avukat Nuriye ile yan yana getirilmedi."

Nuriye Gülmen ise SEGBİS aracılığıyla yaptığı konuşmasında şunları söyledi; "Bu dosyaya ilişkin, açlık grevine ilişkin, bu eyleme nasıl başladığıma ilişkin, bu kararı nasıl aldığımıza ilişkin daha anlatmak istediğim çok şey var. Savunmamı etkin bir şekilde yapmak için tahliye edilmemi ve huzurunuzda savunma yapmak istiyorum. Bu hafta içinde yeni bir gelişme oldu. OHAL komisyonunun bir karar vermesi bekleniyor. İlk kararlardan bir tanesinin de bizim başvurumuz olması bekleniyor. Bu koşullarda eğer görevime iade edildiğim takdirde tutuklu koşullarda tedavi olmak istemiyorum. İşkence gibi bir süreç yaşadım. İki aydır buradayım. Açlık grevindeki insanların hekim seçmek hakkı vardır. Buradaki hekimleri hekimlerim olarak görmüyorum. Yoğun bakımda tuttukları sırada bana hoşaf ve muhallebi getirdiler. Ben bunu saygısızlık olarak görüyorum."

Yapılan savunmaların ardından Mahkeme tarafından Nuriye Gülmen için verilen tahliye kararı ise Savcı tarafından, "kuvvetli suç şüphesi ve kanunda öngörülen ceza miktarı" gerekçe gösterilerek reddedildi. Dava 1 Aralık'a ertelendi. Kararın açıklandığı sıralarda mahkeme salonun önünde ise güvenlik güçleri kitleye saldırdı. Polisin saldırısı sonucu gözaltına alınanlar oldu.

Duruşmaya CHP Milletvekilleri Ali Haydar Hakverdi, Mahmut Tanal, Hilmi Yarayıcı, Ali Şeker ile Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, KESK Eş Başkanları, akademisyen Baskın Oran, sosyolog Veli Saçılık ile çok sayıda kişi izledi.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın haklarını aradıkları için yaptıkları açlık grevi eylemi ve bu eylem sonucu oluşturdukları kamuoyundan rahatsız olan hükümet ise çareyi tutuklamak ve demokratik haklarını kullanarak eylem yapan herkesi şiddet ve işkence ile gözaltına almakta bulunmaktadır!. Hükümetin bu girişimi ve Nuriye Gülmen'in tutukluluk haline devam edilmesi yönünde verdiği kararın adalet veya hukuk çerçevesinde değerlendirilecek hiç bir yanı yoktur. Bugün görülen davadan çıkartılması gereken sonuçlara baktığımızda, hükümetin aldığı kararların uygulanmasından başka bir yöntem uygulanmamakta olduğunu görmekteyiz. AKP hükümeti Türkiye, yargıda, adalette, kanunda benim demektedir. Hükümet kendisini korumak için bizzat kendisinin çıkardığı yasaları gerektiği zaman hiçe sayarak, keyfi uygulamalara gitmekte olduğunu görmekteyiz. Yaşanan bu adaletsizliği gördüğümüzde, Nuriye Gülmen'in ve Semih Özakça'nın yaptığı açlık grevinin meşhuru olduğu ve bu adaletsizliğe karşı mücadele etmekten başka çarenin olmadığını görmekteyiz.

Dogan Presse
#AçlıkGreviYapmakSuçDeğildir



En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...



En son gelismeler ve bilgiler...


En son gelismeler ve bilgiler...


En son ve en güncel bilgilerle...




Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.8517 Satış3.8363 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.5241 Satış 4.5060

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.