HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



Semih ve Nuriye direnişi bıraksın diyenlere dair…

Son birkaç gündür sosyal medya üzerinden yapılan paylaşım ve yazılan yazılarla ölüm sınırına gelmiş Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişi bırakması talep ediliyor. Yapılan bu paylaşım ve yazılanlara yanıt olarak, Esra Özkan Özakça tarafından yazılı açıklama yapıldı.

Dogan Presse olarak, medya ve sosyal medyada  paylaşılan; Nuriye ve Semih'e acil müdahale çağrısı yapan gazeteci yazar Işıl Özgentürk'ün yazısını ve Semih Özakça'nın eşi Esra Özkan Özakça'nın yanıtını yayınlıyoruz.

Ve soruyoruz;

Direnişi bırakın çağrılarını yapan kişiler, devlete zorla müdahale kapısını mı açmaya çalışıyorsunuz?

Nuriye ve Semih'in yaşamasını ailelerinden daha mı çok istiyorsunuz?

Eğer öyle ise; Nuriye ve Semih'in taleplerinin  kabul edilmesi için ne gibi girişimlerde bulundunuz?

Nuriye ve Semih'in özgür iradelerine saygıyı bir yana bırakarak, devletin İçişleri Bakanı Soylu ile hem fikir olduğunuzu yansıtan lisanınız ve yaklaşımlarınızın ardındaki gerçek nedir?

Sevgi Erdoğan'dan söz etmişsiniz yazınızda. Sevgi'ye dokunmuş ve sarılmışsınız, peki Sevgi'yi anlayabilmiş misiniz? Buna yanıt vermeyi Sevgi'ye bırakalım. Verdiğimiz linkteki videoyu, Sevgi kendi söylemi ile anlatsın size:

https://youtu.be/-buBVQzKLLQ

Sizlerin nezdinde bu ülkenin aydınlarına, sanatçılarına, bilim adamlarına, hukukçularına bakan birinin, yine bu ülke adına umutsuzluğa kapılacağı bir tablo çıkar karşısına. Çünkü bu ülkenin  “aydın” tabakası eğer  siz ve siz gibileri de kapsıyor ise düzenin yaydığı çıkarcılığın, yozlaşmanın etkisini en üst düzeyde gösterdiği bir alan haline gelecektir.

Bir yanda siz ve sizin gibiler Nuriye ve Semih'e sonuçlarını düşünmeden, saygısızca devlet eliyle acil müdahale çağrısı yapanlar  olarak medyada dansederken, diğer yanda Nuriye ve Semih'in taleplerinin kabulü için mücadele verdiklerinden dolayı devlet tarafından açığa alınan gerçek aydınlarımız acil müdahale için çağrıda bulunulması gereken doğru adres ve mercilerde dik duruşlarıyla aydın olmak sorumluluklarının bilinciyle yerlerini almışlardır.

Kimin ne olduğuna tarih karar verecektir diyelim ve Işıl Özgentürk'ün Nuriye ve Semih için yaptığı acil müdahale çağrısını yayınlayalım:

Işıl Özgentürk’ün mesajında şöyle denilmektedir;

“Arkadaşlar lütfen çağrıyı çoğaltın akışı değiştiren kişi olabilirsiniz belki de; bir kişi az değildir

"Siz hiç ölüm orucunun sonlarına gelmiş birini kucakladınız mı? Ben kucakladım 2001 yılında ölen Sevgi Erdoğan'ı kucakladım. Armutlu da bir ölüm evinde. Bedeni bir çocuk bedeniydi ve o güzel siyah saçları tüm bedenini kalıyordu. Sarıldık ve bana dedi ki ' ölmeyeceğim değil mi Işıl?'Başımı salladım sadece ve o gün bu güzelim insanlara ölüm orucu emrini veren kendisi Avrupa da keyif çalan örgüt başına lanet okudum. Ölümü güzelleyen yücelten tüm şiirlerde sözlerden sloganlar nefret ettim. Ve Sevgi öldü. Çok güzel hikâye anlatırdı. ŞİMDİ Nuriye ve Semih ölümün eşiğinde bu zamandan sonra kararlarından vazgeçmezler. Ama bilinç yittiğinde ailelerin tıbbı yardım isteme hakkı doğar. Anneler size sesleniyorum bu hakkı kullanın. Kimse çocuklarınıza yaşam hakkı tanıdığınız için sizleri suçlayamaz! Hadi ..."

Işıl Özgentürk

Yazar Işıl Özgentürk’ ün mesajına cevaben Esra Özkan Özakça tarafından yazılı açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada şöyle denildi;

“Katliam Çağrılarına Zorunlu Açıklama!

Tarihi günlerden geçiyoruz. Tüm tehdit ve karalama kampanyaları arasında 111 onurlu aydın Nuriye ve Semih'in çalışma hakkının iade edilmesi için haykırıp imza atıyor. Bunun karşılığı ise gecikmiyor; bakanlıkça tehdit oluyor. İmza metninden yeni haberi olan aydınlar ise yapılan tehdide boyun eğmeyerek yeni imzalarla cevap veriyorlar. Büyük onur duyuyoruz. Öte yandan ise "bırakın" çağrıları yetmiyor, iktidara akil verir gibi "zorla müdahale" çağrısına varan açıklamalar yapılıyor. Bugün bu söylemlere yanıt vermek zorunluluk oldu. Her şeyden önce Nuriye ve Semih’in yaşamasını en çok bizler istiyoruz. Aileleri, dostları ve sevenleri. Kendileri de işlerine döndüğü anda açlık grevi eylemini bitireceklerini söylüyorlar. Dün annemle birlikte, evvelsi gün internette gördüğümüz zorla müdahale çağrısı yapan 'aydın' ımızı üzüntülerimizi iletmek ve bu açıklamanın aslında neye denk düşündüğünü anlatmak için aradık. Sözlerimizi dahi bitirmemize müsaade etmeden, telefonu yüzümüze kapattı. Çok hassas ya aydınımız! Eşinin, oğlunun 112 gündür eriyen bedenini izleyen iki kadından daha hassas!

Nuriye ve Semih haklı, biliyor. Ama elini taşın altına koymak da istemiyor. İktidara dönüp verin bunların işini demiyor, diyemiyor! Çünkü kolay olan Nuriye ve Semih'e saldırın demek. Bir yandan ölüm oruçlarından dem vuruyor ama zorla müdahale çığırtkanlığı yapıyor! Bir cinayet girişimi olan zorla müdahalenin ne demek olduğunu bilmiyor mu? Tekrar hatırlatalım eşim Semih ve akademisyen Nuriye ölüm orucunda değil açlık grevindeler. Bu eylemi ölmek için değil işlerini geri almak için yapıyorlar. Tarih Nuriye ve Semih' e sahip çıkanları bir yana koyacak, bu korkunç çağrıyı yapanları bir yana... Ailelere çağrı yapıp telefonu yüzümüze kapatan "aydın" a soruyoruz ölüm sınırına gelecek aşama sizin mi umurumuzda? Nuriye ve Semih'in bu aşamaya gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Kimse onların su gibi berrak bilinçlerinin kapandığını göremeyecek. Bir kez daha ifade edelim, Nuriye ve Semih derhal işe iade edilsin. Açlık grevi de son bulsun. Biz onlara daha fazla zarar gelmeden derhal haklı taleplerinin yerine getirilmesi için ne yaparız diye düşünüyor, ona çabalıyoruz. Gerçekleşmesi çok basit taleplerini hep birlikte dile getirip, duymaz kulaklara ulaştırıyoruz. Nuriye ve Semih’i düşünmek bu talebi haykırmaktır. Aksi başkalarının işine yarayacaktır.

Sevgiler”

Yazar Işıl Özgentürk’ün aslında mesajı ne Semih’i ne de Nuriye’yi yaşatmak için yapılan çağrıdır. Çağrışım amaçlı verilmiş örnekte kullanılan 'örgüt başı' söyleminin burada kullanılmasında iyi niyet aramak da boşunadır. Kullandığı iddialarının ne kadar gerçekle ilgisi olduğuna dair sorgulama yapılacak yer ve zaman burası olmadığından dolayı, bu söylemin kaynağının ve karalama politikası olup olmadığının ayrıntılarına bakmak gereksizdir. Ancak, iddiaların neden Işıl Özgentürk tarafından Nuriye ve Semih'e acil müdahale çağrısında kullanıldığı manidardır.

Aynı şekilde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da tutuklu bulunduğu Edirne Hapishanesi’nden yazdığı mektup ile açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya eylemlerine son verme çağrısında bulunmaktadır.

Sayın Demirtaş'ın, kendisi de hükümetin zalim politikasından nasibini almış bir siyasetçi olmasına rağmen böylesi bir çağrıyı neden yapmıştır?

Güney Doğu’da yaşanan onca vahşete ve haksızlığa tanık olan Demirtaş, ülkemizdeki adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşayan biri olarak bu çağrısını AKP hükümetine yapması gerekmez miydi? Sayın Demirtaş, direnmeden mücadele edilmeden Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin elde edilemeyeceğini iyi bilen biri olması gerekmesine rağmen çağrısını neden Nuriye ve Semih'e yönlendirmiştir? Bu davranış neye hizmettir ve ezilen halkların temsilcisi olarak kimlerin yanında ve nerede yer almaktır?

114 gündür bedenlerini açlığa yatırmış, üstelik tecrit hücrelerinde tutsak edilmiş Nuriye ile Semih’i yaşatmanın tek yöntemi; bu sürece, direnişteki insanlarımızın özgür iradelerine ve direnişlerine saygı duyarak, anlayarak ses verip, taleplerinin karşılanması için mücadelede yer almaktır. OHAL, KHK ile teslim alınmak istenilen 80 milyon halkın önünde bedenlerini siper etmiş Nuriye ile Semih’i yaşatmak istiyorsak; elimizi taşın altına biz de koyarak cesaretle direnişe destek verelim. AKP hükümetine çağrılarda bulunarak, haksız, hukuksuz, dayanaksız, delilsiz suçlamalarla ve yargıya dahi lüzum görülmeden, keyfi, sebepsiz olarak işleri, ekmekleri, yaşamları ellerinden emekçilerin işlerine geri dönmesi için bedenlerini siper eden Nuriye ve Semih’in taleplerinin kabul edilmesini isteyelim.

Bu arada, Konfederasyonlar, TÜRK-İŞ, DİSK, KESK, HAK-İŞ ne yapıyor? Emek Platformu ne yapıyor? Bilen var mı?

Mağdur işçilere, emekçi kesimlere, halka bir mücadele çağrıları var mı?

Gündemlerinde Nuriye ve Semih'in haklı taleplerinin kabulü için ne gibi girişimleri var? Ya da, girişimleri var mı?

Semih ve Nuriye’yi yaşatmanın tek yolu birlikte mücadele etmektir. Bir kez daha yineliyoruz;

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın talepleri kabul edilsin!

Ölmelerine izin vermeyelim!

Düzgün Doğan



En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...




Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.8921 Satış3.8765 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.5911 Satış 4.5728

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.