HABER DETAYI | Dogan Presse - doganpresse.org 



ilan fotolari

Sanat Meclisi


Sanat Meclisi “Bütün sanatçılar birleşin!” diyerek bir sempozyum gerçekleştirdi. 1. Sanat Sempozyumu… Tüm sanat dallarından sanatçılar bu çağrı ile 6 – 7 Kasım 2015 günlerinde İstanbul Akatlar M. Kemal Kültür Merkezi’nde bir araya geldiler. 2 gün boyunca süren oturumlarda sanatçılar hem mesleki sorunlarını konuştu hem de çözüm önerileri üzerine tartıştılar. 3. gün ise Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı’nda bir festival düzenleyerek sempozyum sonuçlarını halkla paylaştılar.

Ülkemizde tüm sanat dallarının bir araya getirildiği ilk sempozyum olma özelliğini taşıyan bu sempozyumda ayrıca Sanat Meclisi kendisini tanıtarak, hedeflerini de tüm sanatçılarla paylaştı ve tartışmaya açtı.

Yakın zamanda gerçekleşen seçimlerin ardından AKP’nin tekrar tek başına iktidar olmasının ardından yapılan ilk örgütlenme etkinliği niteliğini de taşıyan sempozyumda, AKP iktidarının sanat alanına ve sanatçılara yönelik baskıları da konuşuldu. Her geçen gün daha da büyük tehdit altında yaşayan sanatçılar; kendi alanlarını, sanatlarını, kişiliklerini, üretimlerini, yaratılarını koruma görevi ile de karşı karşıya kaldıklarını konuştular.

Yıllardır kangrenleşmiş sorunların artık bir an evvel çözülmesi gerektiği konusunda hemfikir olan sanatçılar çözüm için adımlar atmak gerektiğini vurguladı bu sempozyumda.

Sempozyum hazırlıkları aslında 2015’in ilk aylarında başladı. Alanın tüm sorunlarını, ihtiyaçlarını tespit etmek için saatlerce çalıştı ve defalarca kez sadece bu konu ile ilgili toplantılar yaptı Sanat Meclisi.

Sanat Sempozyumu 6 – 7 Kasım 2015 günlerinde toplam 16 saat çalışarak gerçekleştirildi.

Şiir, müzik, tiyatro, plastik sanatlar, sinema alanlarında çalışmalar yapan 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşti bu sempozyum.

İzleyiciler, Mustafa Kemal Kültür Merkezi’ne geldiklerinde onları ilk olarak duvarlardaki Sanat Meclisi’nin pankartları karşıladı. Fuayede aynı zamanda Sanat Meclisi’nin etkinliklerinin fotoğraflarından oluşan bir sergi panosu da yer aldı. Gazi Mahallesi’nde iki senedir yapılan festivaller, Bademli Halk Festivali, katledilen işçiler için yapılan eylemler, baskıya uğrayan sanatçılarla dayanışma amacıyla yapılan basın açıklamaları, Berkin için yapılan açıklamalar, Yaşar kemal cenaze töreni… Sanat Meclisi nerede yer almışsa kare kare yansıyor bu panolara… Yine duvarlara asılan pankartlar oturumlara geçmeden fikir veriyor ve sizi hazırlıyor tartışmalara… Sanat Ama Kimin İçin, Sanat Ama Nasıl, Sanatta Meslek Örgütü Sorunu, Sanatta İş Güvenliği – İş Güvencesi – İş Sağlığı… Ne çok sorunu var sanat alanının ama Sanat Meclisi bunların her birinin örgütlenme ile, dayanışma ile çözülebileceğini söylüyor.

Sempozyum 6 Kasım Cuma günü başladı. Öncelikle oyuncu Mehmet Esatoğlu bir giriş konuşması yaparak konukları selamladı. Kısaca bu sempozyumun oluşum aşamasını anlatan Esatoğlu’nun ardından sanatçı Barış Güney ve Grup Yorum elemanı Selma Altın Sanat Meclisi’ni tanıtan görsel bir sunum gerçekleştirdi. Gezi ayaklanması tarihinde kurulduklarını anlatarak o günden bu yana tüm etkinlik, eylem, açıklama ve üretimlerini anlattıkları sunum yaklaşık yarım saat sürdü. Sunuma video kurgu da eşlik etti.

Kısa bir aranın ardından hemen oturumlar başladı. İlk oturum meslek örgütlerini konu aldı. Şair İbrahim Karaca’nın yönetiminde süren oturumda Av. Selçuk Kozağaçlı, Efkan Şeşen, Fırat Tanış, Şebnem Sönmez ve Dursun Karaca yer aldı. Meslek örgütü nedir, işlevi ve işleyişi nasıl olmalıdır ve bütün sanatçı ve meslek örgütlerinin dayanışma ve güç birliği içinde olmasının mümkün olup olmadığı tartışıldı.

Sanat Meclisi bu konuda “Daha militan, kendini düzenin dümen suyuna hapsetmeyen bir örgüte ihtiyaç var artık. Hem bir okul olma görevi üstlenen hem de sorunlara kalıcı ve köklü çözüm önerileri üreten, faşizme karşı savaşta birliği ve beraberliği geliştirme hedefiyle çalışan bir örgüt…” dedi.

Birinci günün ikinci oturumu ise “Sanatta İş Güvenliği, İş Güvencesi, İş Sağlığı Sorunu” üst başlığı ile tiyatro yönetmeni Ragıp Yavuz, müzisyen Hüseyin Turan, kurgucu Aytekin Birkon, müzisyen Özcan Erkişi, tonmaister Murat Başaran’ın katılımı ile gerçekleşti. İleri Demokrasi: “Düşün ama Açıklarken Bana Sor!”, Taşeronlaşma: Sanatçının “Satılışı” , Sözleşme Terörü: Yasal ama Gayrimeşru! Fiziksel Koşullar: “Ölümüne” Sanat! başlıklarının tartışıldığı oturumda öncelikle şehir tiyatroları bünyesinde karşımıza çıkan “taşeronlaşma” sorunu konuşuldu. AKP iktidarı ile birlikte sanatçıların ihale ile satın alınması noktasına kadar vardığı konuşuldu. İş sağlığı konusunda çalışma sürelerine değinildi. Dizilerde, stüdyolarda insanların 21 saate varan sürelerde çalıştığı, sağlıklarını yitirdikleri, iş kazalarına nasıl zemin hazırlandığı anlatıldı. Dizilerin 180 dakikaya varmasının sebebinin tamamen reklam şirketlerinden daha fazla para almak olduğu anlatıldı.

Sanatçılar tarafından yıllarca mücadele edilerek kazanılan tüm haklar, günümüzde taşeronlaşma ve çeşitli yasa düzenlemeleri ile tekrar ellerinden alınmaya çalışılıyor. Bununla da kalmayıp, sözleşme maddeleri ihlal edilme pahasına sanatçılar işten atılıyor. En ilkel koşullarda çalışmaya zorlanan sanatçılar “işsizlik” tehdidi ile susturulmaya çalışılıyor. Düşüncelerini açıklaması engelleniyor. Tüm bu sorunların konuşulduğu oturumda aynı zamanda yeni işe başlayan sanatçılarla hiçbir alanda konuşmama, hak aramama ve görüşlerini açıklamama şartının çalışma koşulu olarak dayatıldığı ortaya kondu. Tiyatrocu Osman Genç’in yöneticilik yaptığı oturumda stüdyolarda çalışan sanatçıların çalışma saatlerinin belli olmaması ve sürekle dizi sektörüne iş yetiştirme telaşı ile nasıl hayattan koptukları anlatıldı.

Üçüncü oturumda ise “Sanat Ama Kimin İçin?” sorusuna cevap arandı. Tiyatrocu Mehmet Esatoğlu’nın yöneticiliğinde Zerrin Taşpınar, Meral Yıldırım Gökoğlu, Özgür Başkaya ve Caner Bozkurt bu oturumdaki konuşmacılardı.

Ruhumuza Sızmaya Çalışan Bir Truva Atı: Sam Amca Sanatı, İktidarın Dev(!) Sanat Faaliyeti: ‘AK’layıp ‘P’aklamak!, Sanatçının Tarafsız Olması Mümkün müdür: Faşizme Karşı Bir Taraf Değil Bi-Taraf Olma Sorunu, Işık İhtiyacı: Korkuyu Ateşe Verip Karanlığı Aydınlatmak!, Halktan Yana Sanat ama Halkın İçinde: İnsan Ruhunun Mimarı Olmak konuları konuşuldu bu oturumda.

Öncelikle sanat nasıl bir atmosferde yapılıyor konusu ile başlayan oturumda şair Zerrin Taşpınar ülkemiz gençliğinin durumu ile ilgili olarak bir sunum yaptı. Zerrin Taşpınar: “Kapitalizmin dayattığı sanat üzerine çok şey söylendi. Ben sanatla halkın arasını açmaya yarayan truva atından söz edeceğim. Hiçbir dönemde nüfus artışına oranla okur artmaz. Sanırım diğer sanat dalları için de bu böyle. ‘En büyük’ adı altında sunulan yazarlar çok satarlar ama TRT’de emek veren sanatçıların sanatının ne kadar sattığı hep tartışma konusudur. AKP döneminde TRT’den atıldım, kültür sanat programı yapıyordum. Sanatın görevi sokakta yaşayan çocukları görünür kılmaktır. Onları gözlemleyin, sizden niye korktuğunu anlamaya çalışın. Kapitalizm geleceğimizi, büyük bir okur kitlesini, bir şeyler alabilecek çocukları, gençleri bizden koparıyor.” dedi.

Halkla sanatın nasıl buluşacağı, buluşturulacağı konuşuldu. Sanatın görevi üzerinden bakıldığında tüm kitlelerin, ezilen tüm insanların yaşadıklarının basın tarafından görülmemesini, sanatçının görevinin tüm yaşananları görünür kılmak olduğu ifade edildi.

Bu oturumun ardından sempozyumun birinci günü sona erdi.

İkinci gün oturumlarına geçilmeden evvel Selma Altın bu sempozyumun neden yapıldığına dair bir bilgilendirme yaptı. Mehmet Esatoğlu kısa bir konuşma yaparak yakın zamanda yitirdiğimiz onurlu aydın ve sanatçıları selamladı. Mehmet Esatoğlu “Nazım Hikmet bu ülkeden gitmek zorunda bırakılmıştır ama yazdıkları buradadır. Ülkenin paçavra medyası anlatmaz ama bu ülkenin yazarları şairleri vardır, Ataol Behramoğlu vardır” diyerek Ataol Behramoğlu’nu sahneye davet etti ve 50. Sanat yılını kutladı.
Ataol Behramoğlu Sanat Meclisi’ni selamlayarak, konuşmasına şu sözlerle devam etti; “Sanatsal yaratı dediğimiz şey, kişiseldir, kendi birikimleriyle baş başadır. Fakat toplumla iç içe olmazsa kısır kalır. Bireysellik içinde kaybolup gider. Yaşadığı çağın sorunlarını durumunu anlamak için çalışmazsa gerçek bir sanatçı olunamaz. Sanatçının örgütlenmesi, özellikle bizim gibi ülkelerde ve böyle dönemlerde özel bir önem taşır. Sadece sanatın gelişmesi ve sanatçının özlük hakları bakımından değil, toplumun ve kendi sorunlarını çözebilmek için gereklidir.” Ataol Behramoğlu misafirlerin soruları cevapladıktan sonra şiirleri ile sunumunu noktaladı.

“Sanat Ama Nasıl” konulu, 2. günün 1. oturumu Heykeltıraş Kemal Tufan’ın moderatörlüğünde Cengiz Gündoğdu, Mehmet Aksoy, Erkan Oğur, Ayça Telgeren ve Mehmet Sinan Kuran ile yapıldı.

Yozlaşma’nın Şeytan Üçgeni: Geçmişten Kaçış, Batı Hayranlığı, Yabancılaşma; Yenilikçilik: Dün ile Beslenip Yarına Varmak, Ustalaşma, Gelişme Sorunu / Popülerlik ve Yetinmecilik: Star Mezarlığında Bir ‘Garip’ Olmak, Sanatçının Özgürlüğü Nerede Başlar, Nerede Biter: Özgürüm ama Kafesim Dar!, Sanat Üretiminde Bireysellik ve Kolektivizm: Tek Elin Nesi Var? Konuları çerçevesinde tartışıldı.

Sanatçının bireyselliği, örgütlenme zorunluluğunun seyircilerle birlikte tartışıldığı bu oturumun ardından fuayede Umudun Çocukları Orkestrası, Büyü ve Haklıyız Kazanacağız isimli şarkıları çaldılar.
İkinci günün son oturumunun yöneticiliğini ise Grup yorum elemanı İnan Altın yaptı. Bu oturuma yazar Emrah Serbes, yönetmen Hüseyin Karabey, İdil Halk Tiyatrosu’ndan Veysel Şahin, müzisyen Orhan Şallıel, şair ve fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer katıldı.

Sanat Üretiminin Önündeki Engeller ve Çözüm Önerilerimiz isimli oturumda “Piyasa: Böyle Yaparsan Satar!, Sanat – Sermaye Çelişkisi: Fırsat Eşitsizliği, Sansür – Otosansür: Sanatta Gizli – Açık İşgal, İçsel Olgu, Elitizm – Halktan Kopukluk: Kimse Beni Anlamıyor! ,Yüzünü Halka Dönmek: Kaynağa Yolculuk başlıkları tartışıldı.

Uzun yıllar sanat yapan sanatçıların kaynağını halktan sağladığı Grup Yorum örneği üzerinden anlatıldı. Halkın içinde üretirken halkı katarak nasıl estetik bir boyuta getirebiliriz sorusunun tartışıldığı bir oturum oldu.
Bu tartışmanın sonunda İnan Altın, sorunların karşı Sanat Meclisi’nin tartışmalarla karar altına aldığı çözümleri sıraladı. Bu çözüm önerilerinin de tartışılmasıyla sempozyumun son oturumu da sona erdi.

İki gün süren sempozyum kapanış konuşması ile sonlandırıldı. Sanat Meclisi son olarak “Bütün Sanatçılar Birleşin!” diyerek ertesi gün Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı’nda yapacağı Sanat Festivali’ne çağrıda bulundu. Yüze yakın sanatçının katıldığı sempozyum toplam 16 saat sürdü.

Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı’nda yapılan festival, ayrıca Sanat Meclisi’nin 3. Halk Festivali. 16.30’da başladı. Erkan Oğur, Hüseyin Turan, Efkan Şeşen, Grup Yorum, Barış Güney, Ozbi, Niyazi Koyuncu, Erdal Bayrakoğlu konserlerinin yanı sıra Tiyatro Simurg ve İdil Halk Tiyatrosu’nun oyunları da sahnelendi. Osman Genç ve İbrahim Karaca’nın da şiirler okuduğu festival, soğuk havaya rağmen 500 kişinin katılımıyla 22.30’a kadar devam etti…

Kaynak: TAVIR Dergisi



En son ve en güncel bilgilerle...



En son ve en güncel bilgilerle...



En son gelismeler ve bilgiler...


En son gelismeler ve bilgiler...


En son ve en güncel bilgilerle...


Kalemin dili...

  • Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!
    Gün İşçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) ile Dayanışma Günüdür!

    Fransa’da günlerdir Sosyalist geçinen ve sağcıların uygulamadığı kanunları yürürlüğe koymak için her tür olanağı kullanan François Hollande hükümeti emekçilerin geleceğini karartacak Çalışma Yasası konusunda kararlı.

     Hükümet geçmişte Fransa’da direnişle, verile
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün 43. Yılında Saygı İle Anıyorum
    İbrahim Kaypakkaya’nın direnişini devrimciler devraldı ve bu geleneği büyüterek sürdürüyorlar.

    Engeller, zorluklarla dolu bir yolda, umudun türküsünü dağlarda büyütmek için silah elde yollara düştü Kaypakkaya. Mahirler Kızıldere’de katledilmişti. İhanet yanı başındaydı. Denizler’in
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • 2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    2. Dünya Savaşı'nda Faşizmin Alt Edilişinin 71. Yıldönümü
    9 Mayıs'ta, İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin 71'cu yıldönümüdür. 71 yıl önce Hitler faşizmine karşı savaşarak zaferi elde eden ve bu uğurdu yaşamını yitiren binlerce direnişçiyi saygı ile anıyorum.

    Aynı şekilde şuanda Türkiye ve Güney Doğu’da faşist zihniyet katliamlarına dev
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür
    Deniz, Yusuf ve Hüseyin Üç Fidan Ölümsüzdür

    Deniz, Yusuf, Hüseyin, Şafak, Bahtiyar, Elif, Çiğdem ile Berna gibi.. bağımsızlık isteyenlerin mücadelesi sürüyor.

    Anadolu toprakları bereketlidir. Bu bereket ise 6 Mayıs 1972’te toprağa düşen üç fidanın tohumudur. Bu tohumu ise sulayan Mahir Çayan ve yoldaşlarının kanıdır. Üç fidanımız gibi &ou
    yazının devamı...

    Yazar : Düzgün, Doğan

  • AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP’nin Yönetememe Krizi Yalanlarla Örtülemeyecek Kadar Alenidir
    AKP iktidarı, onun bakanları, milletvekilleri, bürokratları yalan söyleme, herkesi aptal yerine koyma konusunda tüm dünyaya rezil olmuş durumda. Kimse inanmıyor. Yemin billâh etseler de kimse güvenmiyor.

    Yalanları halka verecek hiçbir şeyleri olmamasındandır,
    Yalanları suçlarını gizlemek i&cc
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • "Savcıların Üzerine Düşen Görevi Yerine Getirmesi Gerekir"
    Güney Doğa, Gazi, Armutlu, Okmeydanı… devletin güvenlik güçlerine kim bu öldürme hakkını vermektedir?

    “Bir terör örgütüne çağrı yapmak parlamento içindeki bir milletvekilinin görevi olamaz. Burada atılması gereken adım şudur: Zaten ben Güneydoğu’daki benim bölge halkımın K&uu
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Neyin Barışı Ulan! Neyin?
    Acımasız, planlı-programlı, etnik kimlik ve dini argümanlar kullanılarak yürütülen, para babalarının, saltanat düşkünü koltuk budalalarının halkı kendi hegomonyası altında ezmeye, sesini-nefesini kesmeye çalıştığı bu madrabaz zaman diliminde kendini solcu, demokrat, barışsever, vatansever, bilmem ne sever diye tanımlayanlar haksızlık yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  • Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza
    ".../Şimdi sarılıp soğuk tenine silahın, / o kutsal ateşin sıcaklığını hissetmeliyiz tüm benliğimizle/..." demişti halkın ve haklılığın kavgasının öncüleri.

    Sözün artık hiçbir acıyı betimleyemediği, bıçağın kemikten de öteye geçtiği bu zulüm günlerinde söyleyecek söz bulmaktan öte di
    yazının devamı...

    Yazar : Metin, Yıldız

  •  Günaydın AB!
    Günaydın AB!
    Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kürt kentlerinde yaşanan çatışmalarla ilgili endişeleri Türk bakanlarla paylaştıklarını belirterek, "Ateşkes ilan edilip Kürt barış sürecine geri dönülmeli" dedi.

    Günlerdir yaşanan katliam, işkence, talan, yağmalama, infaz, yıkım ve göçe zo
    yazının devamı...

    Yazar : Duzgun, Dogan

  • Persona Non Grata
    Persona Non Grata

    "İki dizi yaptım, birisi 17 Aralık'ta ne yaşandığını anlatan bir diziydi. Onun savcısıyla konuştum, onunla ilgili soruşturma başlattılar, savcıyla konuştuğum için. Orada ifade vereceğim. Öbürü de 25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla ilgili; polis fezlekelerini yayınlamıştım. Orada da hakaret ve gizliliği ihlalden dolayı dava açıldı. 9 yıla k yazının devamı...

    Yazar : Kızgın, Soydan

Editörün seçtiği video :

Küçükarmutlu'da Polis Saldırısına İlişkin Açıklama




Para Birimi Dolar : (USD) Alış3.9495 Satış3.9337 Para Birimi Euro (EUR) Alış 4.6831 Satış 4.6644

© 2015 doganpresse.org | Her hakkı saklıdır.